1502 / Ulaşım & mühendislik

Da Vinci’den Holzmann’a İstanbul Boğazı’na köprüler yapma hayali

Da Vinci’den Holzmann’a, iki yakayı birleştirme arayışları.

Kitapta 1031107 dk. okuma
1502

Ulaşım & mühendislik

DA VINCI’DEN HOLZMANN’A İSTANBUL BOĞAZI’NA KÖPRÜLER YAPMA HAYALİ

1 Fazlı Altı, “Pers Siyasi Tarihi”, (yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2013), s. 61. 2 Ercan Karacan, “Boğaziçi Köprüsü”, Büyük İstanbul Tarihi, VI, 519. 3 Herodotos, Tarih, çev. Müntekim Ökmen (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2012),.s. 88, 118.

Asya ile Avrupa’yı birbirinden ayıran İstanbul Boğazı tarih boyunca çeşitli şekillerde geçilmeye çalışılmış, deniz araçlarının yanı sıra ilk dönemlerde geçici köprüler yapılarak büyük çaplı geçişlere çare bulunmaya çalışılmıştır. M.Ö. 512 yılında Pers kralı I. Darius İskitler üzerine yürümek gayesiyle ordusuyla İstanbul Boğazı önlerine gelmişti.1 Karşıya geçmek için, Sisamlı Mandrokles’in geniş sal ve gemileri yan yana dizip bağlayarak yaptığı yüzer köprüden faydalanmıştı. Bu tür köprülerin çeşitli zamanlarda ve Osmanlıların ilk dönemlerinde de yapılıp karşı yakaya asker naklinde kullanıldığı bilinmektedir.2

Heredotos, tarihinde Boğaz üzerine kurulan bu köprünün İstanbul ile Karadeniz’in ağzındaki tapınağın orta yerine düştüğünü, Darius’un bu çok çabuk yapılmış olan yapının mimarı

Mandrokles’e verilebilecek her şeyin on katını verdiğini yazar. Mandrokles köprünün bir resmini yaptırmış ve tabloyu Sisam’daki tapınağa astırmıştı. Resim, Boğaz üzerine yapılmış olan köprüyü, Darius’u ve boğazı geçmekte olan orduyu gösteriyordu.3 Daha sonra İskender M.Ö. 334’te İran seferine çıkarken ordularını Anadolu yakasına geçirebilmek için benzeri bir köprü yaptırmıştı.

Fetihten sonra daha da büyüyerek bir dünya şehri haline gelen İstanbul’a kalıcı bir köprü yapılması düşüncesinin ortaya çıktığını Leonardo da Vinci’nin II. Bayezid’a yazdığı mektuptan anlıyoruz. 1502 yılına tarihlenen mektubunda da Vinci “Kendisinin, sadece rüzgâr ile çalışan ve deniz değirmenine göre çeşitli avantajları bulunan bir değirmen ve kendi kendine dönen bir dolap ile ipsiz olarak geminin suyunu çıkarma

Da Vinci’den Holzmann’a İstanbul Boğazı’na köprüler yapma hayali

1502

konusunda tasarımları bulunduğunu, Osmanlı Padişahının İstanbul’dan Galata’ya bir köprü yapmak istemesine rağmen bu işi bilen kimse olmadığı için bundan vazgeçtiğini işittiğini, kendisi çok yüksek yapı inşa etmeyi bildiği için şayet istenirse altından sadece yelkenli bir geminin geçebileceği ve kalkma özelliğiyle istenildiği zaman Anadolu yakasına geçmeye imkân veren bir köprü de inşa edebileceğini” yazıyordu.

Leonardo da Vinci’nin Sultan II. Bayezid’a yazdığı mektupla Paris’te bir el yazması arasındaki ilişkiyi 1952 yılında Alman Türkolog Franz Babinger ortaya çıkardı. Mektubu yazanın Leonardo da Vinci olduğu ancak 450 yıl sonra Babinger’in yayınladığı makale ile aydınlığa kavuştu.4 Leonardo ismi mektubun çevirisinde Sultan’a Likarda diye sunulmuştu ve tarihsizdi.

Babinger’e göre da Vinci mektubunda Sultan’a dört ayrı proje sunuyordu: bir yel değirmeni, bir su boşaltma pompası, İstanbul Boğazı için asma köprü ve Haliç için tasarlanmış kemerli bir taş köprü.5 Mektubun orjinal dili ile olan metni elimizde olmadığı ve Türkçeye çevrilen mektubun tercümesi de çok iyi yapılmadığı için Babinger’in dediği gibi hem Boğaz’a asma köprü hem de Galata’ya taş bir köprü olarak ayrı ayrı birer köprü mü yapılmak isteniyor yoksa sadece Paris el yazmasında şekli çizilen tek bir köprüden mi bahsediliyor tam ayırt etmek pek mümkün olamamaktadır.

Babinger bu makalesinde, mektubun Fransa Enstitüsü’nde bulunan Leonardo da Vinci’ye ait el yazması ile ilişkisini açıklamaktadır. Paris’teki el yazması eserde, Haliç için Leonardo da Vinci

Resim 1 Da Vinci’nin el yazmasında yer alan

Galata Köprüsü çizimleri. (Bibliothèque

de l’Institut de France,

Manuscrits de Léonard de Vinci, Manuscript L,

Folio 65v and 66r)

4 Franz Babinger, “Vier Bauvorschlage Lionardo da Vinci’s an Sultan Bajezid II. (1502/3)”, Münih 1952. 5 Adem Özkul “Da Vinci Köprüsü” (Belgesel), TRT, 2011.

Resim 2 Arnodin’in Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan köprüsü (BOA,

PLK.p, 3500)

tarafından tasarlanan köprünün iki ayrı çizimi vardır. Biri kuş bakışı olan bu iki çizimde, köprü Leonardo da Vinci’nin el yazısı ile ayrıntılı bir biçimde anlatılır:

“Pera’dan Konstantinopolis’e uzanan köprü, 40 braccia genişliğinde, sudan 70 braccia yüksekliğinde, 600 braccia uzunluğunda, yani denizin 400, karanın 200 braccia üzerinde, böylece kendi mesnetlerine sahip.” Braccia, yerel bir Ölçü birimi. 1 metre, 1,64 Floransa bracciası ediyor. Haliç’in yaklaşık genişliği 244 metre olduğuna göre, “400 braccia denizin üzerinde” ifadesi, doğru bir tanımlamadır. Köprünün uzunluğunun 600 braccia yani 365 metre olacağı söylendiğine göre, dünya üzerinde o güne kadar inşa edilmiş en uzun köprüden söz ediliyor demektir.

1502 yılına göre düşünüldüğünde, dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük ve en güzel köprüsü için tasarlanan bu çizimin Leonardo da Vinci’ye ait olduğu anlaşıldıktan sonra, zaman zaman köprünün yapılıp yapılamayacağı tartışılmıştır. Bu tartışma, dünyada çok çeşitli platformlarda da gündeme getirildi ve Norveç-

li Sanatçı Vebjörn Sand, bu köprüyü dünyaya tanıtan isim oldu. Vebjörn Sand, 2001 yılında Oslo yakınlarındaki Aas kasabasında, köprüyü aslının dörtte biri büyüklüğünde bir otoyol üst geçidi olarak yaptırdı.6

Uzun bir aradan sonra, Boğaz’ın her iki yakasının bir köprü veya bir tüp geçitle bağlanması fi kri ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru gündeme geldi. Bu bağlamda, 1891 yılında Sarayburnu ile Üsküdar arasına tüp geçit yapımına ilişkin bir proje Fransız demiryolu mühendislerinden S.

Preault tarafından tasarlandı. “Deniz Altı Çelik Tüneli” adı verilen bu projede denizin altından geçecek bir tünel ile raylı ulaşım hedefl enmekteydi. Çok güçlü inşaat teknolojisi ve ağır maliyet gerektiren bu proje çizim aşamasında kaldı. Akabinde, Uluslararası Boğaz Demiryolu Şirketi, İstanbul’un etrafına bir de çevreyolu yaparak, Asya ve Avrupa’yı iki köprü ile birbirine bağlamayı önerdi. Şirketin söz konusu önerisi, Fransız mühendis ve sanayici Ferdinand Arnodin tarafından projelendirildi ve Mart 1900’de II. Abdülhamid’e sunuldu. Hazırlanan projenin esas

6 kameraarkasi.org adresi içinde www.kisa.link/OQV9 (14 Şubat 2021 tarihinde erişildi). 7 Karacan, “Boğaziçi Köprüsü”.

Resim 3 Philipp Holzmann Şirketi’nin 1911 yılında

Haliç için çizdiği demiryolu köprüsü projesi(PLK.p, 3500)

DA VINCI’DEN HOLZMANN’A İSTANBUL BOĞAZI’NA KÖPRÜLER YAPMA HAYALİ

gayesi ise, her iki kıta arasında birbirine bağlı bir demiryolu sistemi kurmaktı. Bunun için de birisi Sarayburnu ve Üsküdar, diğeri ise Rumelihisarı ve Kandilli arasında olmak üzere Boğaz’a iki köprü yapılması öneriliyordu.

Burada göze çarpan önemli husus Arnodin’in, İstanbul’un gelecekteki gelişimini isabetli bir şekilde öngörmesi ve buna dair kayda değer planlar hazırlamasıydı. Buna rağmen Arnodin’in projesi kabul görmedi. Yine aynı sene içinde Boğaziçi Demiryolu Şirketi, kapsamlı bir

hazırlıktan sonra Rumelihisarı ile Anadoluhisarı üzerine bir köprü yapmayı teklif etti. Üstünden tren, araba ve yayaların geçeceği köprüye, dönemin genel konjonktürüne uygun olarak “Hamidiye” adı verilmişti. İhtişamlı bir köprü olması planlanan bu çalışma da padişah tarafından onaylanmadı. Yine II. Abdülhamid döneminde, Frederik E. Strom, Frank T. Lindman ve John A. Hilliker isimli üç Amerikalı mühendis, Asya ve Avrupa arasında işleyecek, “Tünel-i Bahrî” adını verdikleri ve o dönemin şartlarına göre oldukça ütopik bir metro projesiyle saraya başvurdular.

Hazırladıkları planda, Sarayburnu ve Salacak arasına bir tüp geçit yapılması öneriliyordu. Ancak söz konusu teklif de hayal mahsulü bulunarak reddedildi. Bundan sonraki dönemde, Osmanlı Devleti iç karışıklıklar ve savaşlarla dolu bir sürece girdiğinden, Boğaz’a köprü ya da tünel yapılması fi kri gündemden düştü.7

Boğaz’a değil ama Haliç üzerinden demiryolu geçirecek bir köprü projesine 1911 yılında bu sefer o sıralarda Bağdat Demiryolunu inşa etmekte olan Alman Philipp Holzmann Şirke-

ti’nin bir çiziminde rastlıyoruz. Bilindiği üzere Holzmann Bağdat Demiryolu güzergâhında Toros Dağları’nda Belemedik-Hacıkırı arasında yer alan ünlü Varda Köprüsü’nü de o sıralarda inşa etmekteydi.

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

Leonardo da Vinci’nin II. Bayezid’a sunduğu yeldeğirmeni, dönme dolap ve köprü projeleri

Ceneviz’den Licardo isimli şahsın (Leonardo da Vinci); ‘Kendisinin, sadece rüzgâr ile çalışan ve deniz değirmenine göre çeşitli avantajları bulunan bir değirmen yapma ve kendi kendine dönen bir dolap ile ipsiz olarak geminin suyunu çıkarma konusunda tasarımları bulunduğu, Osmanlı Padişahı’nın (Sultan II. Bayezid) İstanbul’dan Galata’ya bir köprü yapmak istemesine rağmen bu işi bilen kimse olmadığı için bundan vazgeçtiğini işittiği, kendisi çok yüksek yapı inşa etmeyi bildiği için şayet istenirse altından sadece yelkenli bir geminin geçebileceği ve kalkma özelliğiyle istenildiği zaman Anadolu yakasına geçmeye imkân veren bir köprü inşa edebileceğine’ dair Padişah’a gönderdiği mektup.

1502

DA VINCI’DEN HOLZMANN’A İSTANBUL BOĞAZI’NA KÖPRÜLER YAPMA HAYALİ

Ceneviz’den Licardo adlı şahsın gönderdiği mektubun suretidir.

Ben kulunuz değirmen konusunda şimdiye kadar çok düşündüm ve Allah’ın yardımıyla bir şekilde çare buldum: Susuz, sadece rüzgâr ile çalışan değirmen tasarladım. Bu değirmen denizde olan değirmenden daha az ile meydana gelir; hem halka daha kolay, hem de her nerede olur ise olur. Yine yüce Allah bana kendi dönen bir dolap ile ipsiz ve urgansız olarak geminin suyunu çıkarmayı tasarlamayı da nasip et i.

Ben kulun şöyle işitdim ki; İstanbul’dan Galata’ya bir köprü yapmak istemişsiniz ancak bilen kimse bulunmadığı için yapmamışsınız. Ben kulunuz hiç kimsenin, yüksekliğinden dolayı üzerinden geçmek istemeyeceği kadar yükseklikte yapı yapmayı bilirim.

Şöyle düşündüm: Bir yapı iskeleti (çatma) yapayım; ondan sonra suyu çıkarayım ve kazıklar çakayım (dokuyam). Şöyle yapayım ki, aşağıdan sadece yelkenli bir gemi çıka ve kalkan bir köprü yapayım ki istedikleri vakit Anadolu yakasına ge-

çeler. Amma sular devamlı aktığı için kenarlar yıpranıp aşınacağından, bunu önlemek için de, o akan suyun aşağıdan akıp kenara zarar eylemeyeceği bir tasarımda bulunayım. [Böylece] senden sonra gelen padişahlar daha masrafsız ve kolayca (kolay harcla) yapalar.

İnşallah bu sözlerimi gerçek kabul edip ben kulunuzu daima hizmetinizde bilerek buyurursunuz.

Bu mektup Temmuz (Julius) ayının içinde yazılmıştır.

TS.MA.E, 754/99

Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar