1727 / Kültür & iletişim

Matbaa: Osmanlıya bir türlü gelmek bilmeyen teknoloji

İbrahim Müteferika, basılı kitap ve bilginin çoğaltılması.

Kitapta 21522212 dk. okuma
1727

Kültür & iletişim

MATBAA

Matbaa ile kitap basımın ilk olarak Almanya’da Mainz şehrinde Johann Gutenberg tarafından 1440 yılında gerçekleştirildiği kabul edilir. 1454-1455 yıllarında Mainz’de madenî harfl erle baskı yapan matbaada basılan ilk kitaplara ait örnekler bugüne ulaşmıştır. Avrupa’da 15. yüzyılda ortaya çıkan matbaa, asrın sonlarına doğru Osmanlı Devleti’ne iltica eden İspanyol Yahudileri tarafından İstanbul’a getirilmiş, bunu Rum ve Ermeniler’in kendi matbaalarını kurmaları takip etmiş, 1727’de de ilk Türk matbaası açılmıştır.

Matbaanın Avrupa’da siyasî ve dinî parçalanmanın bir mücadele silâhı olarak devreye girmesi kısa zamanda önem kazanıp yaygınlaşmasına yol açmıştır. İspanya’dan göç etmiş olan David ve Samuel ben Nahmias kardeşlerin bastığı bir hukuk kitabı İstanbul’da kurulan Yahudi matbaasının ilk ürünüdür (13 Aralık 1493). Bu şehirde 300 yıl içinde on iki basımevi

tarafından çoğunlukla din ağırlıklı olmak üzere 400’den fazla eser basılır. İstanbul’da ilk Ermeni matbaası 1567’de açılmış ve kısa zamanda Yahudi matbuatıyla kıyaslanacak derecede etkin bir yayım hayatı yaşanmıştır. Ermeni matbaacılığı, Arap harfl eri dâhil olmak üzere çeşitli hurufat döküm ustalarının yetişmesinde önemli katkı sağlamıştır. İstanbul’da ilk Rum matbaası kiliseler arasındaki mücadelenin bir aracı olarak kurulmuş ve matbaacılık faaliyetine Londra’da başlayan Nicodemus Metaxas tarafından 1627’de açılmıştır.

II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde zaman zaman, Müslümanların Arap harfl eriyle eser basmalarının yasaklanmış olduğu ileri sürülmüş olmakla beraber bunu belgelemek mümkün değildir. Avrupa’da mağribî hurufatıyla basılan Arapça eserler Osmanlı topraklarına erken tarihlerde satılmak üzere getirilmiştir. İbrahim Müteferrika’dan önce Türk

Matbaa Osmanlıya bir türlü gelmek bilmeyen teknoloji

1727

matbaasının işletmeye açılması için yabancıların çeşitli girişimlerde bulunduğuna temas eden kayıtlar mevcut olmakla beraber bunların sıhhatini tam olarak tahkik etmek mümkün değildir.

İlk Türk matbaasının 1727’de açılmasının genelde bir gecikme olarak değerlendirilmiş olmasının, mevcut okuryazar kitlesi ve medrese talebelerinin gerekli kitaplarla yeterince donatılmış olması, matbaanın açılmasından sonra basılan eserlerin ve satış miktarlarının sayısal verileri karşısında geçerli bir dayanağı yoktur. Bu gecikmeye, hayatlarını eser çoğaltmakla kazanan müstensihlerin karşı çıkmasının sebep olduğu iddiası da tahmine dayalı bir yakıştırmadan öteye geçmez. 18. yüzyılda Osmanlı topraklarında 80.000 müstensihin bulunduğu ve bunların 6.000 kadarının İstan-

bul’da çalıştığına dair verilen bilgiler, eserlerin yeterli sayıda çoğaltılabileceğini göstermesi yanında ekonomik kaygılardan hareketle karşı çıkabilecek önemli bir kitlenin mevcudiyetine de işaret eder. Ulemanın matbaaya karşı çıkarak gecikmenin bir etkeni olduğu iddiasının da kabul edilir bir tarafı yoktur. Basılan eserlerde matbaaya meşruiyet kazandırmak amacıyla şeyhülislâmın fetva vermesi dışında İbrahim Müteferrika’dan sonra matbaanın işletmesini üstlenenlerin kadılıklarda bulunmuş ilmiye mensuplarından oldukları ve kitapların basıma hazırlanması yanında tashihlerinin de ulemadan oluşan heyetler tarafından yerine getirildiği gerçeği göz ardı edilmiş görünmektedir.

İlk zamanlardan beri başarısız ve çirkin hurufatla Avrupa’da Arap harfleriyle basılan eserlerin Şark’ın estetik duygusuna hitap etmediği

Resim 1 Johannes Gutenberg ve

matbaa makinesi

MATBAA

ve hat sanatının nefasetine alışmış gözlerde rahatsızlık meydana getirdiği kesindir. Buna alışılması zaman almış, ancak harf dökümcülüğünün gelişmesi de bunda önemli bir tesir icra etmiştir.

Müteferrika Matbaası’na ilk teknik yardımların İstanbul’da faaliyet gösteren gayrimüslim matbaalarından geldiği, Ermeni matbaasından bir baskı tezgâhı alındığı, Yahudilerden harf dökümü için faydalanıldığı ve gerekli bazı malzemelerin Avrupa’dan getirtildiği anlaşılmaktadır.

Bu matbaada toplam 12.500 adet olmak üzere yirmi üç cilt halinde on yedi eserin basılmış olduğu göz önüne alındığında basılan eser sayısının azlığı ve bunun karşısında gayrimüslim matbaalarında daha çok sayıda ve daha fazla eser basılmış olması gerçeği izaha muhtaç bir durumdur. Bunun sebebini, her iki kesim arasındaki okuryazarlık oranında ve matbu eserlere olan taleplerindeki farklılıkta görenler vardır. Fakat burada dikkate alınması gereken başka bir husus dil meselesidir. Osmanlı literatüründe yazılmış kitapların konusu ne olursa olsun genellikle kullanılan dil ile halkın konuştuğu sade Türkçe arasında çok fazla fark vardır. Mevcut yazılı kitapların çok büyük bir kısmı belirli bir seviyenin üzerinde eğitim almış kimselere hitap eden Arapça Farsça yoğunluklu ağdalı bir dil ile yazılmışlardır. Bu dil ise halkın konuştuğu dilden oldukça uzaktır. Dolayısıyla matbaada basılacak kitaplar halka inemeyecek, yine dar bir seçkin çevresinde alınıp okunabilecek şeyler olmaktan ileri gidememişlerdir. Osmanlı toplumunda matbaanın asıl yaygınlık kazan-

ması 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlaşan ve çoğalan gazetelerin, o zamanki edebiyat akımlarının da etkisi ile, kullandıkları dilin halkın da anlayabileceği seviyelere gelmesi ile gerçekleşmiştir.

1807’de Nizâm-ı Cedîd’in sona ermesiyle başlayan darbe ve karşı darbeler döneminde matbaa, başta çağdaş teknik eğitimle ilgili pek çok kitabın basıldığı yeni sistemin ayrılmaz bir parçasını teşkil etmiş olarak Nizâm-ı Cedîd’e karşı duyulan tepkinin hedefleri arasına girmiştir. 1797’den itibaren önce Hasköy’de yeni açılan (1795) Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun’un zemin katında faaliyete başlayan ve 1803’te Selimiye Kışlası civarında yapılan müs-

Resim 2 Gutenberg’in icat ettiği matbaa makinesinin bir

örneği

takil binasına yerleşerek faaliyetini sürdüren matbaa reform döneminin önemli göstergelerinden olan Levent Çif liği, Üsküdar ve Selimiye kışlaları gibi askerî kuruluşlarla aynı akıbete uğramış (17 Kasım 1808), yakılarak tahrip ve yağma edilmiştir. Nisan 1824’te tekrar İstanbul tarafına taşınan matbaa ancak 1826’dan sonra başlayan yeni dönemde etkin bir faaliyet içine girer ve asrın sonlarına doğru vilâyetlerdeki toplam sayısının yüzleri bulduğu ve yalnızca İstanbul’da elli dört büyük matbaanın faaliyet gösterdiği önemli bir gelişme ortaya koyar. Bu dönemde matbaa, Osmanlı Devleti’nde temsil edilen ulusların yalnızca fi krî uyanış ve çağdaş eğitim sahalarında büyük hizmet vermekle kalmaz, aynı zamanda imparatorluğun sonunda cereyan eden siyasî mücadelelerin en etkili silâ-

hı olarak kullanılır.1

1 Kemal Beydilli, “Matbaa”, TDV İslam Ansiklopedisi (DİA).

İbrahim Müteferrika’nın, Vankulu Lügatinin örnek olarak basılan birkaç sayfasını sadrazama sunması

İbrahim Müteferrika’nın Sadrazam’a sunduğu arzuhalde; kitap basımı konusunda çıkarılan ferman gereğince gerekli alet ve gereçleri tedarik ederek ilim elde etmek isteyenlere büyük kolaylık sağlayacak olan bu güzel eseri tamamladığı, basmak için nadir bir eser olan Arapça Sıhah-ı Cevherî isimli kitabın Türkçe tercümesi olan Vankulu Lügati’nin seçildiği ve örnek olarak basılan birkaç sayfanın ekte sunulduğu, bu işin vücuda getirilmesinin ödülü olarak bazı isteklerinin bulunduğu, bunların: Kitabın basımı için bir emirname çıkarılması, bu işin faydalı ve güzel olduğuna ve dinen izin verildiğine dair Şeyhülislam Efendi tarafından bir övgü yazısı kaleme alınması, lügat, felsefe, astronomi, tıp, matematik, anatomi, mühendislik ve coğrafya kitaplarının basılmasına Padişah tarafından izin verildiğine dair bir hatt-ı hümayun ihsan buyurulması, tashihte görev almış olan isimleri yazılı kişilerin bundan sonra da tashihin tamamlanması ile görevlendirildiklerine dair bir ferman ile bunların tamamını içine alan güzel bir önsöz yazısı yazılması ve bütün bu yazıların kitabın baş tarafına konulup yayımlanması, basma işinde mahareti bulunan ve bu işte şimdiye kadar çalışmış olan Yona isimli Yahudi’nin istihdam edilmeye devam edilmesi ve kendisine ve çocuklarına vergi muafi yet beratı verilmesi, sekiz seneden beri bu işin üzerinde çalışılıp bütün imkânlar tüketildiğinden ve Yirmisekiz zade Said Ağa da aynı şekilde hem çalışarak hem parasal yönden katkıda bulunup onun da imkânları bittiğinden bu işin tamamlanabilmesi ve basımevinin alet vs. ihtiyaçları ile işçi ücretleri için maddî yardımda bulunulması gerektiği hususlarını dile getirdiği, Sadrazamın da Kethüdasına hitaben yazdığı buyuruldu yazısında bu faydalı işe izin verilmesi için gereken yazıların hemen hazırlanmasını emrettiği / Vankulu Lügati’ni basma işinde istihdam edilen işçilere Matbah-ı Amire’den her gün on beş çift fodla ekmeği verilmesine dair Başmuhasebe tarafından verilen belge.

Ocak 1727

MATBAA

“Kıymetli Kethüdamız Paşa hazretleri

Bu husus alimlere ve öğrencilere faydalı ve kolaylık sağlayan bir iş olduğundan değerli Vezir Kaptan Paşa hazretleri ve değerli Defterdar Efendi ile müzakere ederek, izin verilmesi için gereken yazılarını yazıp düzene koyasın.” diye buyuruldu.

Her türlü eksikliklerden uzak olan yüce Allah devletli, yardımsever, merhametli, keremi bol velinimet efendimiz hazretlerinin sıhhatli vücutlarını yanlıştan ve hatadan korusun; bol olan hayrat ve yüce olan eserlerini her geçen gün daha da art ırsın, âmin.

Lütuf, iyilik ve ihsanlarınızla mahçup olan bu kulunuzun arizası şudur ki:

İtibarı çok yüksek olan bu diyarda bunca asırlardan ve devirlerden beri icadı ve meydana getirilmesi hiçbir değerli sadrazamın hayaline gelmeyen kitap basma işi için Zatıaliniz tarafından çıkarılmış olan fermana uyularak gerekli alet ve gereçler tedarik edilip yüce Allah’ın yardımıyla tamama erdirilmiştir. İnşallah çıkarmış olduğunuz fermanınızda yazıldığı üzre ilim elde etme yoluna girenlerin ve kitap edinmeye gücü olmayan öğrencilerin ucuz fi yatla nefi s kitaplar elde etmelerini sağlayan güzel bir eser olur. Yüce Allah muvaff ak etsin.

Siz devletli efendimin malumlarıdır ki; kitap ve risalelerin çoğaltılması ilimleri elde etmeye bir vesile olmakla beraber böyle büyük bir iş yüce Allah’ın, Osmanlı Devleti’nin ve özellikle siz devletli ve yardımsever efendimin yardımlarına ve bu kulunuzu desteklemenize bağlıdır. Bundan dolayı şimdilik isteklere izin verilmesi ve meşakkatlerin giderilmesi için vesile et iğimiz kitap, Arapça lügat kitaplarından övgü ve itibara layık, nadir bir eser olan ve ilim erbabının şiddetle ihtiyaç duyduğu Sıhâh-ı Cevherî tercümesi olan Vankulu Kitabı’dır. Diğer

lügat kitapları içerisinden seçilen bu kitabın başından birkaç sayfa, tashih ve dizgiden sonra basılıp, incelikleri kavrayan siz devletli efendimin yüksek huzurlarına numune olarak arz olunmuştur. Tarafınızdan görülüp incelendiğinde bunun meydana getirilip tamamlanmasının ödülü ve söze yer bırakmayan bir hüner ve bilginin ortaya konulmasının karşılığı olan şu isteklerimize siz Sadrazam hazretleri tarafından müsaade buyurulması niyaz olunur.

Birinci İstek: Bu tarzda basılması Zatıaliniz tarafından istenilirse, kısa zamanda meydana gelmesi ve kulunuzun bunun masrafl arında zorluk çekmemesi için ilk başta bu kitaptan yalnız beş yüz cilt basılmak üzere tarafınızdan bir emirname ihsan buyurulması ve bunun suretinin aynen kitabın baş tarafına konulması.

İkinci İstek: Bu yeni meslek (fen) ve faydalı eser, sanat gerektiren işlerden olup çizme ve yazma sanatında ve nakit paraların yüzüne nakış ve damga (sikke-i hasene) basma işinde olduğu gibi harfl erin şekillerinin yapılıp satır satır cetvele konulup kelimelerin dizilip satırlara yerleştirilip mühür gibi kâğıtlar üzerine basılmasına benzeyen bir nevi yazma işidir. Bundan dolayı kitapların tashih edilip çoğaltılması için beğenilen bir yol ve insanlara faydalar sağlayan güzel bir sanat (fen) olması bakımından, insanların buna rağbet et irilmesi ve bu işin şeriata uygun olması için Şeyhülislam hazretleri tarafından bunun güzel bir iş olduğunu ve iznini belirten övgü dolu bir yazı kaleme alınması ve bunun kitabın baş tarafına konulması.

Üçüncü İstek: Bu hayret uyandıran işin bütün İslâm beldelerinde, faydası herkesi kapsayan, kitapları çoğaltan ve ilimlerin tahsilini sağlayan bir iş olduğunu söylemeye gerek yoktur. Böyle bir yeni eser ve faydalı meslek (fen), ortaya çıkmasına vesile olanların isimlerinin kıyamete dek yad edilme

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

ve insanların hayır dualarını alma sebebi olduğundan bu kitap da şevketli Padişah efendimiz hazretlerinin hat -ı hümayunlarıyla süslenmeye layıktır. Bu itibarla, bundan sonra lügat, felsefe, astronomi, tıp, matematik, anatomi, mühendislik ve coğrafya kitaplarının basılmasına Padişah hazretlerinin iznini içeren bir hat -ı hümayun ihsan buyurulması ve bir başvuru ve itimat noktası olması için kitapların birinci sayfalarına konulması.

Dördüncü İstek: Bu kitabın zarar, hata, yanlış ve sakatlıktan uzak olması için faziletli, edebiyat ve dil bilen ve bu işe ilgi ve istek duyup kendi rızalarıyla işbu dizilip numune olmak üzere hazırlanan sayfaların tashihine çalışmaları ile katkıda bulunmuş olan üç dört faziletli kişinin ferman çıkarılarak bundan böyle tashihin tamamlanması ile görevlendirilmesi ve söz konusu fermanın da kitabın doğruluğundan emin olunması ve Osmanlı Devleti’ne daima hayır duada bulunulmasına vesile olması için kitabın başına konulması. Bu istekler Osmanlı Devleti’nin şan ve yüceliği ile ilgili olduğundan bunların tamamını içine alan güzel bir önsöz yazısı kaleme alınması ve bütün kitaplara basılıp mevcut bulunması için kitapların başına konulması. (Yandaki not: Bu kitabın tashihine ilgi gösterip katılanlar: Değerli İshak Efendi hazretleri, Sahib Efendi, Esad Efendi ve Kasım Paşa Şeyhi Musa Efendi.)

Özel İstekler: Bu aciz kulunuz sekiz seneden beri bu benzersiz ve meydana gelmesi güç işin ortaya çıkmasına varını yoğunu sarf ederek çalışıp gayret gösterdi; Allah’a sonsuz hamd olsun, O’nun muvaff ak kılması, siz velinimetimiz efendimizin zamanına tesadüf etmesi ve talihinin yardımı ile bu işin ortaya çıkması kolay oldu. Ancak bundan böyle her bakımdan yardım edilmeye muhtaç ve mecbur olduğum Zatıalinizce

MATBAA

malum olarak; bu işin bir an evvel meydana çıkması ile birlikte bütün âlemin dualarına mazhar olmanız ve Allah’ın kullarını sevindirmeniz, basımevinin genişletilmesi, tezgâhların sayısının çoğaltılması ve işçilerin ücreti vs. gerekli olan şeyler için, büyük hazırlık gerektiren bu işin tamamlanmasına ve ilk başta basılan kitapların basımının bitmesine kadar siz cömert velinimetimiz efendimizin gönlünden geçen ve münasip gördüğünüz bir şekilde bu değersiz kölenize inayet e bulunarak onu muhtaç olmaktan korumanız ve her halükârda siz Sadrazam hazretlerinin el uzatıp yardım etmesine şiddetle ihtiyaç duyduğumdan bu hususta yüksek müsaadelerinizin esirgenmemesi niyaz olunur.

Basımevine gerekli olan alet ve edevat ile sanatının gerekleri konusunda mahir, basma sanatını iyi bilen ve bütün önemli alet ve donanıma sahip olan Yona veled-i ( ) isimli Yahudi hizmet e bulunmuş olup bundan böyle de bu büyük işte istihdamı gerekli ve önemli olduğundan, hakkında inayet ve ihsanınızın esirgenmemesi, kendi milleti ve emsali arasında üstün ve övünç sahibi olması için eline evlatlarıyla birlikte [vergiden] muaf olduğuna dair berat ihsan buyurulması temenni ve niyaz olunur.

Yukarıda yazılı olduğu şekilde bu kulunuzu, bu isteklerine izninizi esirgememeye layık görürseniz bu faydalı işe bir an evvel başlanıp tamama erdirilmesi için kararlılık gösterilip yüce Allah’ın yardımıyla ve siz velinimimetimiz efendimizin benzersiz desteğiyle nesih, talik vs. isteğiniz olan hat çeşitleri az zamanda güzellik ve süs bakımından en yüksek dereceye getirilip, nefi s kitapların çoğalması ile bütün insanların hayır duasını almaya yardımda bulunmuş olursunuz.

Bu aciz kul, bu benzersiz sanatı (fen) elde etmek

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

ve bu yolla siz velinimetimiz efendimizin şu saadet dolu devrinde ortaya çıkmaya layık ve faydası herkesi kapsayan bir güzel hizmet e bulunmak arzusuyla bu kadar zamandan beri bütün güç ve imkânlarını sarf ederek sonunda hepsini tüketip aciz ve güçsüz kalmış ve yardım istemeye mecbur bir hale düşmüştür. İki seneden beri Yirmi Sekiz Efendi zâde Said Ağa kulunuz da bu zamana gelinceye dek hem çalışarak hem masraf yaparak yardımda bulunmak suretiyle bu güç işin Allah’ın yardımıyla tamamlanmasına ortak olmuş; ancak artık onun da bundan sonra yardıma gücü kalmamıştır. Bu kulunuzun ne devlet en ne başka taraftan herhangi bir geliri olmadığından bu güzel eserin tamamlanması mutlaka siz velinimetimiz efendimizin benzersiz desteğine bağlıdır. Bu aciz kulunuzun, içinizden geldiği gibi az bir yardım (hidmet) ihsan etmenize ve diğer yollarla cömertlik gösterip el uzatmanıza muhtaç ve mecbur olduğu siz devletli efendimin malumunuz olduğundan artık emir ve ferman sizin kerem ve ihsan kaleminizindir. Bunun dışında Allah’ın yardımıyla bu kitaplar tamamlanıp en bilgili ve arif olan siz Sadrazam hazretlerinin huzuruna arz olunduğunda, yüce emir ve görüşleriniz doğrultusunda Allah’ın kullarına kolaylık için makul ve ölçülü bir değer takdir olunup fazla veya eksik fi yatla alınıp satılmaması hususunda bir ferman çıkarılırsa Allah’ın kullarına tarafınızdan bir nevi kerem buyurulmuş olur.

***

Vankulu Lügati’ni basma yazı ile kitap haline getirme işine girişmiş olan İbrahim Efendi vasıtasıyla Basımevinde çalıştırılan işçilerin günlük yiyecekleri (tayinat) için adı geçen kitap tamamlanıncaya kadar harcî fırın tarafından her gün on beş çift fodla ekmeği verilmesi hususunun Başmuhasebe’ye kaydedilip buna ilişkin belge (suret) verilmesi için sunulan telhis yazısı üzerine çıkan ferman gereğince işbu belge (suret) verildi.

2 Cemaziyelevvel 1140

(Mühür ve imza)

HAT, 1665/56

Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar