Kültür & iletişim
ISLAHAT FERMANI
3 Kasım 1839’da ilân edilen ve bütün Osmanlı tebaasının kanun önünde eşit sayıldığını, herkesin can, mal ve namus dokunulmazlığının devletin güvencesi altında olduğunu açıklayan Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nu yeterli bulmayan Batılı devletlerin, Osmanlı tebaası Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bazı siyasî ve hukukî farklılıkların bulunduğunu ileri sürerek daha köklü reformlar yapılmasını istemeleri sonucunda hazırlanan ferman olup Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Kudüs ve civarında Hristiyanlarca kutsal sayılan bazı mekânlar hakkındaki taleplerinin arzu ettiği şekilde halledilmemesi üzerine Osmanlı Ortodokslarıyla ilgili olarak resmen himaye hakkı verilmesini isteyen Rusya’nın
teklifl erinin Bâbıâli tarafından reddedilmesiyle başlayan Kırım Harbi (1853-1856) sırasında Batılı devletlerin reform konusundaki baskıları
arttı. Savaşta Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni destekleyen Batılı devletler Rusya’nın Hristiyan kozunu kullanarak Avrupa kamuoyunu Osmanlı Devleti aleyhine harekete geçirmesi tehlikesine karşı Bâbıâli’nin mutlaka Hristiyanların haklarıyla ilgili yeni düzenlemeler yapmasını istiyorlardı. Nitekim barış antlaşmasına esas olacak hususları belirlemek üzere Viyana’da toplanan konferansta tespit edilen dört esastan sonuncusu, gayrimüslimleri Müslümanlarla eşit haklara kavuşturacak yeni bir ıslahat programının ilânını şart koşuyordu.1
Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti’nin yanında İngiltere ve Fransa’yı da savaşa sürükledi. Avusturya’nın da giderek bu cepheye katılması ile (Aralık 1854) oluşan Üç Büyükler, 1855 Nisanında Viyana’da sürdürdükleri ön barış şartlarının görüşüldüğü Konferansta Rusya’nın Osmanlı gayrimüslim tebaası üzerindeki hamilik iddiası
Islahat Fermanı Osmanlı vatandaşı Müslümanlarla gayrimüslimler
artık eşit haklara sahipler
1 Ufuk Gülsoy, “Islahat Fermanı”, TDV İslam Ansiklopedisi (DİA).
1856
veya imasının engellenmesinin teminine karar vermişti ki bu da Babıali’ye kendi inisiyatifi ile gayrimüslim ahalisinin durumlarını ıslah edici reformlara girişmesinin telkin edilmesini zaruri kılmaktaydı.
Büyük bir kara ve deniz gücü ile Osmanlı topraklarında yol alan ve savaşı sürdüren bu üç devletin, inisiyatifi Osmanlı hükümetine bıraktığını ifade etmesi, diplomatik bir nezaket gösterisinden başka bir şey değildi. Tabii olarak İngiliz ordusunun Üsküdar’da Fransız ordusunun ise Maslak’da bulunduğu bir sırada, Babıali’yi bu inisiyatifi kullanmaya sevk etmek için fazla zorlanmak gerekmezdi. Neticede Osmanlı Devleti’nin savaş yıllarındaki bağımlı durumu bu konunun kabulünde esas etken oldu.2
Islahat programının, padişahın kendi ar-
zusu ile gayrimüslim tebaasına bazı imtiyazlar verdiği zannını uyandırmak için bir ferman şeklinde ilânına karar verildi. Program hemen bir ferman şekline getirilerek 18 Şubat 1856 tarihinde Bâbıâli’de merasimle okundu. Sadaret
kaymakamı Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın huzurunda yapılan merasime devlet ileri gelenleri, şeyhülislâm, patrikler, hahambaşı kaymakamı, cemaat başkanları ve devletlerin temsilcileri katıldılar. Islahat Fermanı’nın birer kopyası Paris Kongresi’ne katılan devletlere de verildi.
Islahat Fermanı Tanzimat Fermanı’na göre daha ayrıntılıydı. Tanzimat Fermanı bütün Osmanlı tebaasını ilgilendiren genel prensipler koyarken Islahat Fermanı tamamen Müslüman olmayan Osmanlı tebaası ile ecnebilere ait hükümler içeriyordu. Gayrimüslimlerin Osmanlı
toplumundaki eski statülerini büyük ölçüde değiştirmekte ve onların durumlarını yeniden düzenlemekteydi. Ferman, Osmanlı tebaası gayrimüslim unsurların hukukunu Müslüman tebaa ile eşit hale getirmek amacını taşımakla birlikte Müslüman kesimi doğrudan ilgilendirebilecek, anlamı cümle aralarına sıkıştırılmış hususları da içine alıyordu. Osmanlı ülkesinde her din ve mezhebin icrasının serbest olduğu ve hiç kimsenin din ve mezhep değiştirmeye zorlanmayacağı hükmü sadece gayrimüslimleri değil Müslüman kesimi de kapsayacak bir ifade şeklinde zikredilmişti. Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı hazırlanışları bakımından da önemli farklılık arzetmekteydi. Birincisi, dış tesirlerden çok iç dinamiklerin zorlamasıyla Osmanlı devlet adamlarınca hazırlandığı halde ikincisi tamamen dış
baskılar sonucunda yabancı temsilcilerle birlikte hazırlanmıştı. Tanzimat Fermanı devletlere tebliğ edilmekle birlikte herhangi bir taahhüde girilmemişti. Fakat Islahat Fermanı’nın Paris Antlaşması’nda özel bir madde halinde zikredil-
mesi devleti taahhüt altına sokmaktaydı.3
Fermanın, Müslümanlar tarafından en ağıra giden maddesi, vazâif-i tebaanın en ağırı olan vazâif-i askeriyye’yi ifâ etmedikleri hâlde Hristiyanların hukukta Müslümanlarla eşit olmalarına dair olanıydı. Ticaret ve sanayi ile zenginleşen gayrimüslim tebaanın maddi refahını ve üstünlüğünü uzun zamandan beri hissetmekte olan Müslüman halk, eski haklarından kaynaklanan siyasi üstünlüğüyle teselli bulurken, şimdi bunlara bir son verilip, maddî zenginliği gibi devlet idaresine katılma ve politik haklardaki eşitliği ile
2 Kemal Beydilli, “1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları Hakkında”, 150. Yılında Tanzimat, (İstanbul: 1990), s. 21-28. 3 Gülsoy, “Islahat Fermanı”.
Resim 1 Islahat Fermanı
Hristiyan vatandaşlarınca, bu alanda da geriye atılacağı endişesini hissetmeye başladı.4
Beklenenin aksine Islahat Fermanı’na en büyük tepki gayrimüslimlerden geldi. Görünüşte hâkim millet Müslümanlarla aynı seviyeye gelmelerine rağmen özellikle eşitlik ilkesine karşı çıktılar. Bilhassa Rumlar Müslümanların üstünlüğüne razı olduklarını, ancak Ermeni ve Yahudilerle bir tutulmalarını asla kabul etmeyeceklerini ifade ediyorlardı. Gayrimüslimlerin tepkisine sebep olan hususlardan biri de askerlik yükümlülüğü idi. Din adamları da fermandan hoşlanmadılar. Cemaatlerinden haraç şeklinde aldıkları aidatın kaldırılarak maaşa bağlanmaları, göreve başlarken devlete sadakat yemini etmeleri gibi hususlar patrik ve metropolitlerin büyük tepkisine yol açtı.
Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere ve ecnebilere özel haklar tanınması, imparatorlukta edindikleri maddî zenginliklerine şimdi politik hakların da ilâve edilmesi Müslümanların da tepkisine yol açtı. Bazı Müslümanlar, atalarının
kanlarıyla kazanılmış olan millî ve mukaddes haklarının kaybedildiğine, hâkim millet olma vasfının yitirildiğine inanıyorlardı.5
Avrupa devletlerinin 1859’da ferman hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle Osmanlı Devleti’ne bir muhtıra vermeleri üzerine Rumeli’ye müfettişler gönderildi; fakat bu tedbir şikâyetleri ve baskıları önleyemedi. Bâbıâli baskıları hafifletmek için Şubat 1861’de adalet ve vergi sistemini ıslah edeceğini ilân etti.6
Devletler, Paris Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklardan yararlanarak Islahat Ferma-
nı’nın uygulanması konusundaki müdahalelerini arttırdıkları bir sırada fermanı neşreden Abdülmecid vefat etti (25 Haziran 1861). Âlî ve Fuad paşaların istifa tehditleri üzerine yeni padişah Abdülaziz de Islahat Fermanı’nı teyiden yeni bir hatt-ı hümâyun yayımladı. Islahata devam edileceğinin açıklanması Batılı devletleri rahatlattı. Bâbıâli, Islahat Fermanı’na uygun olarak taşra teşkilâtını yeniden düzenledi. Fransa’daki departman sistemi esas alınarak 1864 vilâyet kanunu uygulamaya konuldu.7
1860 yılından itibaren Rumlara, 1863’te Ermenilere ve 1865’te Yahudilere verilen cemaat nizamnâmeleri âdeta birer anayasa hükmündeydi. Böylece her üç cemaat, cemaatlerinin dinî işlerini görecek ruhanî meclislerin yanında idarî işlerle uğraşan ikinci birer meclise kavuştu.
Ancak tebaa arasında oluşturulmaya çalışılan yakınlık ve birlik tam aksi bir yönde gelişti ve cemaatler birbirinden daha çok uzaklaştı. Islahat Fermanı’na göre devlet memuriyetine alınmaya başlanan gayrimüslimler askerlik yükümlü-
lüklerini yerine getirmemek için direndiler ve bedel ödeyerek devletin de uygulanmasını pek mümkün görmediği askerlikten muaf oldular. Yine büyük devletlerin baskıları sonucu Islahat Fermanı’na istinaden yabancı uyruklulara Hicaz vilâyeti hariç Osmanlı ülkesinde serbestçe mülk edinme hakkı tanındı. 1869 yılında çıkarılan Tabiiyet-i Osmaniye Kanunu ile vatandaşlıktan çıkma hükümetin iznine bağlandı ve Osmanlı ülkesinde yaşayan Müslim-gayrimüslim herkes Osmanlı kabul edildi.8
4 Beydilli, “1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları Hakkında”. 5-7 Gülsoy, “Islahat Fermanı”. 6-8 Ali Akyıldız, “Tanzimat”, TDV İslam Ansiklopedisi (DİA).
Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar

