Ulaşım & mühendislik
GÜNÜMÜZ FERİBOTLARININ ATASI
Antik Çağda baş ve kıç tarafl arında çıtalı rampaları olan yük taşıma gemilerinin yapıldığına ve bu gemilerin buhar çağına dek kullanıldığına dair tarihî kaynaklarda birtakım bilgiye rastlanmaktadır. MÖ 490’da Yunanistan’ı işgal seferlerinde Pers donanmasının, atları özel yapılmış gemilerle denizden Yunanistan kıyılarına taşıdığı bilinmektedir. Abbasiler, Basra körfezinden Hindistan’a çeşitli eşya yanında çok sayıda at da ihraç etmiştir. Bu güzergâh üzerinde atlara uygun gemiler inşa edildiği bilinmektedir. Arapların kullandığı gemilerin bugünkü askerî çıkarma gemilerine benzer şekilde arka kısımları açılmaktaydı. Rampalı ve yine atların kaymaması için çıtalı olan bu gemilerle fi l ve deve ticareti de yapılıyordu.
Osmanlılar tarafından at/bargir gemisi ya da kayığı olarak adlandırılan bu özel taşıtlar, Fa-
tih Sultan Mehmed döneminde Kefe’nin fethi
(1454) sırasında kullanılmıştır. Ayrıca II. Bayezid döneminde Moton, Koron ve İnebahtı’nın fethi için hazırlanan donanmada 30 adet at gemisi olduğu bilinmektedir. Bu gemilerle insandan başka at da geçirildiği için bu adı almıştı. At gemilerinin kürekçilik vazifesini acemi oğlanları görürlerdi. At gemileri, İstanbul’da da yüzyıllarca kullanılmıştır. Üsküdar-Eminönü arasında ticari mallarla birlikte atların da taşındığı bilinmektedir. Bu güzergâh aynı zamanda doğuya yapılacak seferler için ayrı bir öneme sahiptir. Tarihî yarımadadan Üsküdar’a, sefer dönüşü ise tersi yönde at gemileriyle beraber at, erzak ve mühimmat taşınmıştır. Ayrıca bu gemilerle kereste ve odun nakliyesi de yapılmıştır.
İstanbul dışında pek çok yerde de askerî,
Günümüz feribotlarının atası Şirket-i Hayriye müdürü Hüseyin Haki Bey’in tasarımı
arabalı vapurlar
1870
sivil ve ticari amaçlarla at gemilerinden yararlanılmıştır. Meselâ Gelibolu-Lapseki arasında, Tuna, Nil ve Fırat nehirlerinde at gemileri yoğun olarak kullanılmaktaydı. İstanbul ve civarından yola çıkan hacı adaylarının Mekke’ye doğru seyahatleri esnasında Marmara üzerinde İzmit Körfezi’ni dolanmadan Gebze’den Hersek’e at gemileriyle geçtikleri bilinmektedir.
Yolcu taşımacılığı için kullanılan gemiler, ihtiyaç zamanı uygun hâle getirilerek yolcularla birlikte onların binek ve yük hayvanlarını da taşıyabilecek biçimde düzenleniyordu. Özellikle İstanbul’da iki yaka arasında binek ve yük hayvanlarıyla geçiş yapmak isteyenler, bugünkü arabalı vapura benzer, alt katta hayvanlar olacak şekilde, üst güvertede yolcuların bulunduğu su taşıtlarını kullanmışlardır.1
Boğaz’da ilk vapur 1828 senesinde İngiltere’den satın alınan “Swif” adlı vapur oldu. İdare, vapura “Sürat” ismini verdi ama vapur bacasından buharlar salarak ilerlediği için halk buna “buğu vapuru” dedi. Bu gemiyi 1843’te
“Hümapervaz” adlı vapur izledi. Pazar kayıklarıyla hayli uzun süren gidiş ve dönüşler bu vapurlarla hem daha kısa hem de daha rahat ve güvenli şekilde yapılıyordu.2
19. yüzyılın ortalarında İstanbul’da Boğaziçi’nde oturanların şehre geliş gidişlerini kolaylaştırmak amacıyla bir taşıma şirketi kurma fikri doğmuştu. Şirket-i Hayriye adı verilen bu şirkete 15 Kasım 1850’de İstanbul ile Boğaziçi’nin Anadolu ve Rumeli kıyısında inşa edilecek iskeleler arasında vapur işletme imtiyaz ve tekeli yirmi beş yıl süreyle verilmişti. Aslında
1 Seyfullah Aslan, “At Gemileri”, Z Dergisi, 2018/3, s. 270-271. 2 İbrahim Akın Kurtoğlu “Dünyanın İlk Arabalı Vapuru Suhulet’in 86 Yıllık Hikayesi”, (röportaj: Işıl Kazanç), trthaber.com adresi içinde kisa.link/OST9 (20
Mart 2021 tarihinde erişildi).
Resim 1 Şirket-i Hayriye Müdürü
Hüseyin Haki Bey
GÜNÜMÜZ FERİBOTLARININ ATASI
bu girişimden önce Boğaziçi’nde oturan devlet memurları için Tersâne-i Âmire vapurlarından biri tahsis edilmişti; ancak sabah ve akşam yapılan bu seferler ihtiyacı karşılamaktan uzaktı.
İngiltere’den getirtilen yandan çarklı dört vapur 1852 yılının ilkbaharından itibaren Boğaziçi’nde sefere başladı. 1866 Ağustosu’nun ortalarından itibaren 1895’e kadar müdürlük
yapan ve 1875’te bir ara azledildiyse de işlerin kötüye gitmesi üzerine tekrar göreve getirilen Hüseyin Hâki Efendi’nin zamanı şirketin en parlak dönemlerinden biridir. Bu dönemde vapur sayısı on altıdan kırk altıya çıkarıldığı gibi Hüseyin Hâki’nin çizimlerini İngiliz mühendislerine yaptırdığı Suhulet isimli ilk araba vapuru 1870’te hizmete girdi. Birinci seferini
Resim 2 1880’lerde kullanılmakta olan Stark Street feribotu
(Oregon Historical
Society)
Kabataş-Üsküdar arasında yapan Suhuletin ilk yükü top arabalarıydı.3
Şirket-i Hayriye’nin 1868 yılı bütçesinin görüşüldüğü genel kurulda, gelir fazlası ile Üsküdar ile İstanbul arasında feribot vapuru işlettirilmesinin araba ve hayvan naklinde suhulet (kolaylık) sağlayacağı düşünüldüğünden 9.000
lira ile bu vapurun İngiltere’den satın alınması kararlaştırılmıştı. 5 Ekim 1869 tarihli padişah iradesi ile de teklif onaylanmıştı. Satın alınacak geminin ismi sağlayacağı fayda göz önüne alınarak daha düşünce aşamasında belli olmuştu.4 İstanbul’daki mavnacı esnafı verdikleri 15 Ağustos 1870 tarihli arzuhalde şirket-i Hayriye’nin getirtmiş olduğu araba vapurunun kazançlarına sekte vurduğunu belirtip artık geçinmekte zorlandıklarını buna bir çare bulunmasını istemişlerdi.5 Şirket-i Hayriye’nin 1286 (1870) yılı muhasebe masraf kayıtlarında 26 numaralı Suhulet
vapurunun 13-31 Temmuz 1286 (25 Temmuz-12 Ağustos 1870) tarihleri arasında 18 gün süren bir kalafat ve boyama işlemine tabi tutulduğunu görüyoruz.6 Bu kayıtlar Suhulet vapurunun siparişten sonra kısa bir sürede –altı ay gibi- teslim alındığını gösteriyor.
Dünyanın birçok yerinde ilkel araba vapurları eskiden beri kullanılmaktaydı. Fakat buharlı makinelerin kullanıma girmesi batıda feribot denilen bu araçların çok hızlı gelişmesine ve değişmesine yol açtı. ABD’de ilk defa buhar enerjisi ile çalışan bir feribot 1790 yılında Delaware Nehri üzerinde John Fitch tarafından işletilmişti. Buhar gücünün ortaya çıkışı feribotları büyük ölçüde iyileştirdi; daha büyük, daha hızlı ve daha güvenilir hale geldiler ve diğer vapurlardan farklı bir tasarımla yapılmaya başladılar.7
Şirket-i Hayriye idarecilerinden Hüseyin Hâki Efendi, müfettişlikte bulunmuş olan İskender Efendi ve Hasköy Fabrikası ustalarından Mehmed Efendi bir araya gelerek o güne kadar benzeri görülmemiş bir tekne tipi tasarladılar.
Bu teknenin iki başında iki kapağı vardı. Vapur, iki yanındaki çarklarını hangi yöne çevirecekse, aynı hızla iki yönde de ilerleyecekti. Önü ve de arkası olmadığı için, hangi yönde yol alıyorsa, orası önü olacaktı. Güvertesi boştu; buraya atlar, arabalar alınacak; yolcular üst kattaki salona çıkacaklardı. O zamana kadar batıda feribot teknolojisi çok gelişmiş olduğundan, hayli büyük ve güçlü feribotlar yapılmaktaydı. Fakat batıda yapılan feribotlar pratik değillerdi. Feribotlar ön tarafına doğru tek taraflı hareket ediyor, iskeleye yanaşmak ve yüklerini indirmek gerektiği
3 Ali Akyıldız, “Şirket-i Hayriye”, TDV İslam Ansiklopedisi (DİA). 4 BOA.İ.ŞD, 17/712. 5 BOA.ŞD, 674/33. 6 BOA.ŞD, 1173/30. 7 britannica.com adresi içinde kisa.link/OSTe (16 Aralık 2019 tarihinde erişildi).
Resim 3 Suhulet Sirkeci
İskelesi’nde
GÜNÜMÜZ FERİBOTLARININ ATASI
zaman manevra yaparak arkalarını dönmeleri gerekiyordu. Hüseyin Haki Bey’in tasarımı günümüz arabalı vapurlarının temelini oluşturan, ön ve arka tarafı açık, her iki tarafan da yük ve yolcu alabilen çok kullanışlı bir arabalı vapur idi. Londra’daki Maudlay Sons & Field tezgâhlarına ısmarlanan bu yandan çarklı yeni tip vapura kolaylık anlamına gelen Suhulet adı verildi.8
Suhulet, Londra’dan, hayli zorluklarla İstanbul’a getirildi. Suhulet ve kısa bir süre sonra ısmarlanıp İstanbul’a getirilen Sahilbent adlı eşi, yıllarca Boğaz’ın iki yakası arasında yolcu, at, araba ve askerî malzeme taşıyarak büyük hizmet verdiler. 1911’de patlak veren Trablusgarp Savaşı’nda Suhulet’e torpil kovanı yerleştirildi. Bu vapurdan aylarca Çanakkale’de süvari ve topçu alaylarının Anadolu kıyısından Rumeli’ye geçirilmesinde yararlanıldı. Dört bataryadan oluşan bir topçu taburunu, ağırlıklarıyla birlikte karşı kıyıya ancak dört günde geçirmek mümkünken, Suhulet’in sayesinde bu zor iş sadece dört saatte sona eriyordu. Balkan Savaşı patladığı zaman asker nakliyatına verilen pek çok vapurun arasında
Suhulet de vardı. I. Dünya Savaşı boyunca da ordunun elinde yük nakline mahsus tekne olmadığından ordunun at, beygir, sığır, deve, eşek gibi hayvanları ile otomobiller ve her türden mühimmat ve malzeme iki yaka arasında Suhulet ve Sahilbent’le taşındı. Suhulet bir ara Çanakkale’ye asker taşıdı. 22 Eylül 1914’te yoğun sis nedeniyle Büyükçekmece önlerinde karaya oturunca, Hasköy’e çekilerek onarıldı, sonra yine ordu emrine verildi. 58 yıl aralıksız çalışan Suhulet, 1930’da Hasköy fabrikasında esaslı bir onarım gördü, bu arada kazanı ve makineleri çıkarılarak yerine dizel motor takıldı. 1945’te, Şirket-i Hayriye’nin Münakalât Vekâleti tarafından satın alınmasıyla Devlet Denizyolları İşletmesi Umum Müdürlüğü’ne geçen Suhulet, 1952’de tekrar büyük bir bakıma alındı. Motoru tekrar yenisiyle değiştirildi, 1958’de hizmet dışı bırakılan Suhulet, 196l’de de sökülmek üzere satıldığında 89 yıllık bir tekneydi.9
8-9 Eser Tutel, “Araba Vapurları”, İstanbul Ansiklopedisi, Tarih Vakfı.
Resim 4 26 baca numarasıyla Suhulet Cumhuriyet döneminde de hizmet vermeye devam ediyor
Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar

