1513 / Bilim & keşif

Piri Reis’in ‘yappamondo’su: 1929 yılında bulunuşundan bu yana tartışma ve çeşitli teorilerin kaynağı olan 1513 tarihli dünya haritası

1513 tarihli haritada denizciliğin, gözlemin ve farklı kaynakların buluşması.

Kitapta 11112622 dk. okuma
1513

Bilim & keşif

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

Gelibolu’da dünyaya gelen Piri Reis’in, amcası Kemal Reis’le beraber bulunduğu yıllar dikkate alınarak 1470 civarında doğduğu ileri sürülür. Kendisiyle ilgili yazdıklarına göre Kemal Reis’le birlikte Venedik’e ait kale ve sahiller başta olmak üzere bütün Akdeniz’de korsanlık yaptı ve daha sonra devlet hizmetine girdi. II. Bayezid tarafından devlet hizmetine çağrılan Kemal Reis’in 1495’te İstanbul’daki kabulü sırasında Piri Reis de muhtemelen onun yanında idi.

Kemal Reis’in 1510’da ölümüyle Piri Reis’in hayatında yeni bir dönem başladı. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde Kaptanıderya Cafer Bey kumandasındaki fi loda bir gemi reisi olarak hazır bulunan Piri Reis, Nil nehri üzerinden ulaştığı Kahire’de 1513 tarihli ilk dünya haritasını padişaha takdim etti. 1524’te deniz yoluyla Mısır’a giden Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’nın

fi losunda kılavuz olarak görev yaptı. İbrahim Paşa ile yakından görüşme fırsatı buldu; bu sırada sadrazam onun yazdığı ilk Kitab-ı Bahriye müsveddesini gemide inceledi. 1526’da Kitab-ı Bahriye’nin ikinci telifi ni ve 1528’de ikinci dünya haritasını Kanuni’ye sundu. Daha sonra Barbaros Hayreddin Paşa’nın yeniden kurduğu donanmaya katıldı.

1547’de Ferhad Paşa’nın yerine Hint kaptanlığına getirilen Piri Reis’in bu görevde iken ilk faaliyeti, Hint Okyanusu’ndaki yegâne Osmanlı üssü olan Aden’i geri almak oldu. Piri Reis’in ikinci seferi Portekizlilerin Basra körfezindeki en önemli üssü olan Hürmüz üzerine oldu. Bu sefer için kadırga, baştarda, kalyata ve kalyondan oluşan otuz gemilik donanmayla Mayıs 1552’de Süveyş’ten hareket etti.

Uman denizine girdikten sonra Maskat’ı

1 Yappamondo: İtalyancada Mappamondo, yani dünya haritası kelimesinin Piri Reis’in diliyle söylenişi.

Piri Reis’in ‘yappamondo’su1

1929 yılında bulunuşundan bu yana tartışma ve çeşitli teorilerin kaynağı olan 1513 tarihli dünya haritası

1513

kuşatan Piri Reis, bir hafa süren kuşatmanın ardından kale kumandanı ile birlikte 128 Portekiz askerini esir alıp kaleyi fethetti. Arkasından Hürmüz üzerine yürüdü. Yirmi sekiz gemiden oluşan donanma ve 850 askerle Portekizlilerin elindeki Hürmüz’ü muhasara etti. Adanın hemen hemen tamamı ele geçirildiyse de iç kale alınamadı. Bunun üzerine muhasarayı kaldırarak Basra’ya doğru hareket etti.

Basra Körfezi’nin Portekiz donanması tarafından kapatılma tehlikesi karşısında asıl donanmasını Basra’da bırakarak üç kadırga ile Süveyş’e hareket eden Piri Reis, gemilerden birinin yolda karaya oturup parçalanması yüzünden sadece iki kadırgayla Süveyş’e ulaştı ve oradan karayoluyla Kahire’ye gitti. Ancak Mısır Beylerbeyi Semiz Ali Paşa tarafından iyi karşılanmadı ve or-

dusunu savaş meydanında bırakıp kaçan bir kumandan gibi algılandı. Bu sırada Kanuni Sultan Süleyman Halep’te bulunuyordu. İthamlar yüzünden muhtemelen 1533 sonlarında Mısır’da öldürüldü. Bütün malları ve eşyası Mısır’daki

idareciler tarafından müsadere edilerek İstanbul’a gönderildi.

Piri Reis çizdiği iki dünya haritası ve Akdeniz portolanı2 olan Kitab-ı Bahriye adlı eseriyle büyük ün kazanmıştır. Gelibolu’da çizdiği 1513 tarihli dünya haritası parçası İspanya, Portekiz ve Batı Afrika kıyıları ile Amerika kıtasının doğu kıyılarını göstermektedir. Önemi tartışılmaz olan haritanın kaynakları Doğu ve Batı dünyasından kendisine ulaşan eski haritalarla Kristof Kolomb’un haritasıdır. Piri Reis Kitab-ı Bahriye’de, Hint ve Çin denizlerinin yeni yapılan haritaları

hakkında ilk bilgileri kendisinin elde etmiş olduğunu ve Yavuz Sultan Selim’e bu haritaları takdim ettiğini bildirir. Haritada o zamana kadar yapılan yeni keşiflerin dikkatle takip edildiğini gösteren ipuçları vardır. Nitekim 1528’de çizdiği ikinci dünya haritası Atlas Okyanusu’nun kuzeyini, Kuzey ve Orta Amerika kıyılarını göstermektedir. Ege ve Akdeniz kıyılarının atlası niteliğindeki Kitab-ı Bahriye ilki 1521’de mensur olarak, ikincisi gözden geçirilmiş ve temize çekilmiş, kısmen manzum şekilde 1526’da Kanuni Sultan Süleyman’a takdim edilmiştir. Az sayıda kaynak dışında esas itibariyle Piri Reis’in kendi gözlemlerine dayanan Kitab-ı Bahriye denizcilerin elinden düşürmediği bir rehber kitap olmuştur. Yabancı dillerde tam ve kısmî tercümeleri bulunmaktadır.3

1513 tarihli Piri Reis haritasının elimizdeki kısmında, Atlas Okyanusu’nun iki yakasını ihtiva edecek şekilde Batı Afrika kıyıları, Asor, Kanarya ve Yeşilburun takımadaları; Atlas Okyanusu, Güney Amerika ile Orta Amerika’nın bilinen

kısımları, Florida ve Antiller yer almaktadır. Piri Reis haritasına çizimlerin yanı sıra başta kendi ismi olmak üzere ilgili yerlerin özelliklerini, ne zaman ve kim tarafından keşfedildiğini, haritayı çizerken hangi haritalardan faydalandığını belirten çeşitli açıklamalar da eklemiştir. Burada kimisi gerçek kimisi hayali muhtelif insan ve hayvan resimleri de görülür. Parşömen üzerine renkli çizilen harita, çeşitli bölgelere ayrılmış, her bölge ile ilgili bilgi verilmiş ve o bölgede yaşayan ve yetişen ilginç hayvanların ve bitkilerin resimleri de çizilmiştir. Dağlar, nehirler, deniz-

2 Kıyılar ve limanlara dair bilgiler içeren el yazması denizcilik haritası. 3 İdris Bostan, “Piri Reis”, TDV İslam Ansiklopedisi (DİA).

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

Resim 1 Piri Reis’in 1513 tarihli

dünya haritası

ler, denizlerin kumlu sığ yerleri ve görülmeyen kayalık kısımları gösterilmiştir. Bu notların en dikkat çekeni ise aşağıda bire bir çeviri yazısını vereceğimiz Amerika’nın keşfine ve kıyılarına ilişkin bilgileri içeren beşinci bölümdekilerdir.

Boyu 87 cm, üst kısmı 63 cm, alt kısmı ise 41 cm genişliğinde olup henüz keşfedilmemiş yerlerin boş bırakıldığı haritada enlem ve boylam çizgileri yoktur. Mesafeler Kuzey ve Güneydeki ikisi büyük beş pusula gülüyle ve milleri gösteren Yengeç ve Oğlak dönencelerine yakın olarak düzenlenmiş iki adet mesafe ölçeği yardımıyla belirlenmiştir. Ayrıca haritada dokuz gemi resmi ile sahillerdeki ve karadaki şehirleri, burçları, hayvanları ve yerli halkları gösteren çizimler yer alır. Piri Reis haritasını yaparken 33 haritadan yararlandığını söyler. Bunların 20’si eskiden çizilmiş Dünya haritaları, 8’i Abbasi Halifesi Ebu Cafer Mansur’un çizdirdiği ve onun adıyla anılan Caferi haritalarıdır. 4’ü Portekizlilerin, biri de Kolomb’un haritasıdır. Kolomb’un çizdiği ilk Amerika haritası kayıptır. Dolayısıyla Piri Reis’in bu haritası, bugün elde bulunan, Amerika’nın ilk haritasından yararlanılarak çizilmiş tek haritadır.

Piri Reis 1513 tarihli haritasından 15 yıl sonra yine bir Dünya haritası çizmiştir. Bugün elimizde bulunan parça haritanın Grönland’ı, Kuzey ve Orta Amerika sahillerini gösteren kısmıdır. Ceylan derisi üzerine renkli hazırlanmış bu haritanın boyutları 68x69 cm olup, birinci haritaya göre daha özenli çizilmiştir. Tamamı 8 pafadan oluşmaktadır. Haritada dört rüzgârgülü ve iki adet mil ölçeği vardır ve ölçeği birinci haritanın-

kinden daha büyüktür. Mevcut pafada Yengeç dönencesinin yer alması, diğer pafalarda Oğlak dönencesinin ve Ekvator çizgisinin de yer aldığını düşündürmektedir. Bu haritadan anlaşıldığı kadarıyla Piri Reis 15 yıl içindeki bütün keşifleri izlemiş, önceki haritasında bulunan hataları düzeltmiş ve boş bıraktığı yerleri tamamlamıştır. Birinci haritada kıta olarak belirtilen Küba ve Antiller artık ada olarak gösterilmiştir.

İki harita karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, dünyada olup bitenlerin izlendiği görülür. Piri Reis’in ve dolayısıyla da Osmanlı Devleti’nin o dönemde kendi içine kapalı olmadığı, Batı’da olup bitenlerin sürekli izlendiği açıkça anlaşılıyor. Piri Reis’in bu tutumu, Osmanlı Devleti’nin güçlü bir devlet olmak için bilgiyi önemsediğinin ve devletin bilginin ışığında büyümesine özen gösterildiğinin açık kanıtıdır. Bu açıdan bakıldığında, Piri Reis’in yapıtları hem dünya ile eş zamanlı çalışmalar hem de 16. yüzyılın seçkin çalışmaları olarak dikkat çeker. Yeni kıtanın keşfedilmesi, dönemin Avrupa düşünce dünyasında yeni ve heyecan dolu bir süreci başlattı. Denizcilik coğrafyası çok sık çalışılan bir alan haline geldi. Piri Reis’in çalışmaları Avrupa ile eş zamanlı olarak ortaya çıkmış ve o çalışmalara eşdeğer olması bakımından dikkat çekicidir.

Piri Reis’in diğer bir eseri olan Kitab-ı Bahriye ise Ege ve Akdeniz için tam bir deniz kılavuzudur. İçerdiği haritalarla gemicilere kolay seyahat etme olanağı sağlayan kitap 1521’de yazılmıştır. Piri Reis bu çalışmayı Kemal Reis ve onun arkadaşlarıyla çıktıkları seferlerde kazandığı deneyimleri ve duyduklarını değerlendir-

Resim 2 Kitab-ı Bahriye’de

İstanbul

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

mek için yazdığını belirtir. Kitapta Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Çin deniziyle ilgili çok ayrıntılı bilgiler verilmiş, böylece denizcilerin rehber almadan seyahat etmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

Piri Reis’in enlem ve boylam çizgilerine yer vermediği haritasında Dünya’nın ölçeklendirilmiş olması dikkat çekicidir. Bir diğer nokta da çeşitli ölçeklerdeki haritaları tek ölçeğe indirgeyebilme ve karşılaştırma yoluyla tek bir eksiksiz harita oluşturabilme becerisidir. Piri Reis efsanelerin, dogmaların ve boş inançların resmedildiği bir haritacılıktan, gözlemin, deneyimin ve geçmişin gerçeklerine dayandırılmış bir haritacılığa geçilmesine ön ayak olmuştur.

Bir diğer nokta da şudur: 1517’de Mısır’ın fethi ve ardından Cezayir hâkimi Barbaros Hay-

reddin Paşa’nın Osmanlı uyruğuna geçmesi, Cebelitarık’a kadar uzanan yerlerde Osmanlı kontrolü kurulmasını sağlamıştı. O zamana kadar deniz kuvvetlerini sadece bir ikmal ve kara ordusuna yardım unsuru olarak kullanabilen Osman-

lı Devleti’nin bir anda kuvvetli ve kendisinden çekinilen bir deniz gücü haline gelebilmesinin nedenlerinden biri Piri Reis’in haritacılığı ve denizciliği olduğu söylenir. Akdeniz hâkimiyeti için sadece donanma hazırlamanın yeterli olmadığı, her kıyı bucağın sığınma, ikmal ve demirleme imkânlarının da bilinmesi gerektiği açıktır. Piri Reis Kitab-ı Bahriye’de Osmanlı donanmasının nerede ikmal yapabileceği, nereden su alıp hangi mevkilerde fırtınalardan saklanabileceği, ayrıca kıyılar ve bu yerlerin durumu hakkında stratejik bilgilere de yer vermiştir.4

Piri Reis’in 1513 tarihli haritası araştırmacıların sürekli ilgisini çekmiş ve öteki eserleri 1513 haritası kadar, hatta ondan daha önemli olmasına karşın daha çok 1513 tarihli haritasının üzerinde durulmuştur. Bu harita üzerinde yapılmış inceleme, araştırma ve eleştirilerin çoğu, haritanın yapılış biçimi ve doğruluk derecesine ilişkindir. Üstelik bunların sonuçları üzerinde görüş birliği bulunmamaktadır. Haritanın yapılış biçimi ve doğruluk dercesine ilişkin bugüne değin ortaya atılmış olan görüşler başlıca üç başlık altında özetlenebilir:

Harita doğru bir haritadır, ancak Piri Reis tarafından yapılmamıştır şeklindeki görüş sahipleri, 1513 tarihli haritanın; yapıldığı yılların bilgi düzeyi, teknik olanakları ve şartlarıyla kıyaslanamayacak kadar bilimsel değeri yüksek, çok

doğru bir harita olduğunu kabul etmektedirler. Ancak, onlara göre böyle bir haritanın, o yıllarda, hele bir Türk denizcisi tarafından yapılması olanaksızdır. O halde bu harita, olsa olsa çok eski bir uygarlık veya uzaydan gelenler tarafından ya-

pılmış olabilir.

Konuyu, bu anlayış çerçevesinde, ilk olarak ortaya atan Prof. Charles Hapgood Piri Reis’in haritası ile Avrupa ve Amerika’daki haritaları ve coğrafi eserleri inceleyerek, ulaştığı sonuçları “Eski Deniz Krallarının Haritaları” adlı kitabıyla, dünyaya duyurmuştur. Hapgood bütün görüşlerini Milat’tan 20.000 yıl önce var olduğunu düşündüğü eski bir uygarlığa dayandırmış ve 1513 tarihli haritadaki bütün ayrıntı ve çizimleri, bu uygarlığın eseri olarak gösterebilmek için büyük bir gayret içine girmiştir. Oysa görüşlerin

4 Hüseyin Gazi Topdemir, “Bilim Tarihçisi Gözüyle Piri Reis”, TÜBA GÜNCE, (Temmuz 2013).

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

dayandırıldığı eski uygarlığın varlığına ilişkin hiçbir kanıt ortaya konulmamıştır.

Hapgood’dan sonra; 1973 yılında; Erich Von Daniken de, Tanrıların Arabaları adlı kitabında yine varsayımlara dayanarak 1513 tarihli haritanın Piri Reis tarafından yapılmamış olduğunu ileri sürmüştür. “Piri-Reis’in haritasının uzaylılar tarafından yapılmış olduğu” biçimindeki açıklamaları, varsayıma dayanan, geçerli delilleri olmayan, yetersiz iddiaları yansıtmaktadır. Piri Reisin haritasındaki Güney Amerika kıyılarının çiziliş biçimi hala kesin olarak aydınlanamamış ve üzerinde hala çeşitli görüşler ortaya atılan bir

konudur ve pratik bakımdan da üzerinde değişik görüşler bulunmaktadır.

İkinci Görüşe göre; harita, o günlerde yapılmış öteki haritalarla kıyaslandığında üzerinde durulmayı gerektirecek doğrulukta bir harita değildir ve önemli özellikleri olmayan, sıradan bir haritadır.

Celal Şengör’ün başını çektiği bu görüşe göre; “Piri Reis 1513’de bitirdiği ilk cihan haritasını 1517 yılında Mısır’ın fethi esnasında huzura alındığında Sultan’a ancak sunabilmiş fakat herhangi bir destek bulamamıştır. Daha sonra Kitab-ı Bahriye’yi kaleme almış ancak bu en-

Resim 3 Kitab-ı Bahriye’de

mağrib diyarında

Cezair Kalesi

fes ve gerçekten zamanı için tüm benzerlerinin önünde olan Akdeniz portulan kitabı da Sultan Süleyman’dan umulan ilgiyi görmemiştir. Piri Reis’in 1528 yılında yaptığı ve ancak bugün elimizde 1/6’sı kalmış olan dünya haritasının da zamanının en kudretli devlet reisi olan Osmanlı padişahının en ufak bir ilgisini çektiği konusunda herhangi bir belge yoktur. Tersine, Piri’nin o zekâ ve merak dolu asil başı 1554’de Kanuni Sultan Süleyman’ın bir başka basiretsiz kararıyla Mısır’da; ilk cihan haritasını onun babası Yavuz Sultan Selim’e kim bilir ne ümitlerle sunmuş olduğu topraklara düşmüştür.

Piri Reis’in 1513’de yaptığı dünya haritası herhangi bir katı matematiksel projeksiyon esasına dayanmayan, enlem ve boylam çizgileri yerine çağdaşı portulanlar gibi kerte çizgilerini

kullanan, çok büyük bir ölçüde Avrupa haritalarına ve coğrafya bilgisine dayalı, buna rağmen zamanının en son bilgileriyle donanamadan oluşturulmuş, çağının gerisinde bir haritadır. Kartoğrafya tarihindeki büyük önemi, yalnızca

Kristof Kolomb’un 1495-1496 yıllarında yapmış olabileceği bir haritanın çizgilerini korumasından kaynaklanır”.5

Ancak, hemen belirtilmelidir ki; ikinci görüş sahipleri fazla kalabalık bir grubu oluşturmazlar. Diğer yandan Celal Şengör’ün bu yaklaşımı tarafsız olması gereken bilimsel bir bakış açısından daha ziyade sorunlu bir bakış açısını yansıtmaktadır. Piri Reis’in, ne Yavuz Sultan Selim’in ne de Kanuni’nin ilgisini çekemediği şeklindeki yaklaşımına Kolomb’un Amerika seferlerinden dönüşünde İspanya’da karşı karşıya kaldığı du-

rumu hatırlatmak gerekir. Kolomb, son seferine 1502 de çıkmış ve 1504 de İspanya’ya dönmesini izleyen günlerde de kendisini çekemeyenlerin yüzünden amirallikten ve her türlü haklarından mahrum bırakılarak yolsuz sokaklara atılmıştı.6

Üçüncü görüş ise haritanın, o yılların koşulları altında yapılmış çok doğru, değerli ve önemli bir çalışma olduğu yönündedir.7

Kartografya tarihi uzmanı Gregory C. McIntosh’a göre Piri Reis’in haritası kendi döneminin tipik bir ürünüdür. En önemli özelliği ise Kristof Kolomb’un ikinci yolculuğunun izlerini taşıyan ve günümüze ulaşan tek harita olmasıdır. Piri Reis’in haritası, portolan geleneğine göre çizilmiş bir haritadır. Portolan haritaları; Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarını gösteren deniz haritala-

rıdırlar. Dikdörtgen şeklinde ve kuzey yönlü portolanlar, seyrüsefer hesabına ve manyetik pusula denizciliğine dayanırlar. 15. yüzyıl sonlarından başlayarak, portolan tarzı haritalar, geleneksel Avrupa coğrafyasının ötesine geçe-

rek tüm dünyayı betimlemeye başladılar. Piri Reis’in 1513 tarihli haritasındaki grafik semboller, renkler ve illüstrasyonlar tipik portolan özellikleri gösterir. Örneğin sığ yerler kırmızı noktalarla, kaya ve resifler ise çarpı ile işaretlenmiştir. Güneye yani Hindistan’a doğru seyreden gemiler, Azorlar ve Yeşil Burun Adaları’nın keşfinden bahseden kayıtlar, efsanevi Antilya Adası, Orta Çağa ait Aziz Brendan ve Balina efsanesinin illüstrasyonu, Kuzeydoğu Afrika’daki merkezi pusula gülü gibi Piri Reis haritasında rastlanan birçok öğe, o zamana ait

5 Celal Şengör, “Piri Reis Haritasına Yeniden Bir Bakış: Masal ve Gerçek”, Cumhuriyet Bilim ve Teknik, (13 Temmuz1996). 6 Abdurrahman Aygün, “Piri Reis’in Amerika Haritasına Bir Nazar”, Haritacılar Mecmuası, 12

(1936): 111. 7 Cevat Ülke Kul, Yaşamı ve Yapıtlarıyla Piri Reis, (İstanbul: 2007) III, 895-990.

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

portolan tarzı Dünya haritalarının tipik özel-

liklerindendirler.

McIntosh, haritanın Güney Amerika kısmında görülen hayali hayvan tasvirlerine Piri Reis haritasından önce bu coğrafyada hiç rastlanmadığını belirtir. Bu acayip yaratıklar, köklerini Orta Çağ literatüründen alıyorlardı. Genel olarak Asya, Afrika ve bazen de Hint Okyanusu’ndaki adalarda tasvir edildiklerini görüyoruz. Pliny türleri de olarak bilinen bu hayali hayvanlar, 1599’a kadar Güney Amerika’yı gösteren haritaların hiçbirinde karşımıza çıkmıyor. Piri, bu acayip yaratıkları Güney Amerika’da gösterme ko-

nusunda elinde olduğunu söylediği haritaları mı

takip etti? Yoksa bu konumlandırma tamamen kendisine mi aitti? Bu hayali hayvanlar haritanın kaybolan Doğu parçasındaki Asya ve Afrika kıtalarında da yer alıyorlar mıydı? Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz.8

Yine McIntosh’a göre; 1513 tarihli Piri Reis haritası denizcilik keşifl erinin en önemli bir devrinden kalma en güzel, en ilginç, önemli ve en gizemli haritalardan bir tanesidir. Piri Reis tarafından yapılmış olması onu en başta önemli kılıyor.

Haritanın önemli olmasının ikinci nedeni, o dönemden kalan parşömen üzerine çizilmiş bir

Resim 4 Kitab-ı Bahriye’de

Girit Adası

8 Gregory C. McIntosh, “Piri Reis ve Haritası”, Atlas Dergisi, 240 (Mart 2013).

kaç dünya haritasından biri olmasıdır. Amerika’nın keşfinden sonraki ilk otuz yıl içerisinde yapılmış sayısı bilinmeyen haritalar içerisinden sadece bir düzinesi duvara monte edilebilecek kadar büyük parşömenler üzerine çizilmiştir. Piri Reis’in haritası Sadece Kolomb’un haritasının kopyalarını bulundurduğu için değil aynı zamanda çağının yenidünya coğrafyasına dair gelişmekte olan bilgilerini bize naklettiği için önemlidir.

Üçüncü neden, Bir dünya haritasının 16. yüzyılda bir kaç kaynaktan nasıl derlendiğinin anlaşılmasını sağlar ve bu kaynaklar bize Piri Reis’in yaşadığı dünya hakkında bilgi verir. Egzotik halklar ve hayvanlar, altın madenleri, Portekizlilerin denizcilik faaliyetleri onun düştüğü notlardan yansır.

1513 haritasının önemli olmasının dördüncü nedeni, Güney Kıtası tasviridir. Bu kıta 14. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar haritalarda bazen sularla çevrili olarak gösterilir, bazen Asya’ya bağlanır bazen de Amerika’ya. 1513 tarihli Piri Reis

haritasının önemli olmasının son bir nedeni de Kolomb ile bağlantısıdır. Bu bilim adamlarını ve dünyayı en çok heyecanlandıran şeydir.9

2002 yılında bir İngiliz denizaltı komutanı Gavin Menzis “1421: Çin’in Dünyayı Keşfettiği Yıl” adıyla yayınladığı kitapta tartışmaya yeni bir boyut kazandırmıştır. Fuat Sezgin, bu konuyu özel bir araştırmaya tabi tutmadığı dönemlerde kendisinin de Piri Reis’in bize Kristof Kolomb’un kaybolan haritasını ulaştırdığına inandığını söyler.

Sezgin’e göre; araştırmalar Çin donanmaları-

nın Hint Okyanusunda ve çevresinde 36 ülkeye uğradıklarını, güneyde Borneo ve Timor adalarına, güneybatıda Malindi’ye kadar vardıklarını göstermektedir. Çin kaynaklarında donanmanın Hint Okyanusunun ötesine geçtiğine dair hiç bir bilgiye rastlanmamaktadır.

16. yüzyıl başlarında coğrafya tarihinde karşılaşılan 3 büyük harita gelmektedir. Biri Vasco da Gama’nın ilk seferinden döner dönmez Avrupa’da ortaya çıkan Afrika haritası. Menzis, haklı olarak bu mükemmel haritanın belirttiği Afrika’nın, özellikle doğu sahillerinin hangi kültür dünyası tarafından başarılabildiğini tekrar tekrar soruyor. Bunun her şeyden önce gerçek boylam derecesi ölçme bilgisini gerektirdiğini, bu bilginin Avrupalılarda ve Müslümanlarda bulunmadığını, buna ancak Çinlilerin sahip oldu-

ğunu ileri sürüyor.

Menzis böylece haritacılık tarihçiliğinin çok zayıf taraflarından birine değiniyor. Harita tarihçileri bu haritanın Müslüman kılavuzlar sayesinde Hindistan’ın Kalikut şehrine gidip dönen

Vasco da Gama’nın Portekiz’e getirdiği bilgilerle bir kaç ayda yapıldığına inanıyorlar. Sezgin’e göre Menzis, bu haritanın Portekizlilerin işi olamayacağı yönündeki tepkisinde haklı, ama Çinlilerin boylam derecelerini ölçme yönündeki iddiası coğrafya, astronomi ve denizcilik tarihine aykırıdır. Çinliler 18. yüzyıla kadar ne astronomik boylam derecesi ile uğraşmışlar ve ne de astronomik olarak ölçülen boylam derecelerine dayanan bir harita yapmayı başarmışlardır.

Ne Vasco da Gama ne de diğer Portekizli gemiciler bir kaç Kızıldeniz krokisi bir yana, Hint Ok-

9 Gregory C. McIntosh, “The Piri Reis Map of 1513 is Important Because ….”, Uluslararası Piri Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Sempozyumu, 26-29 Eylül 2013, (Ankara: TürkTarih Kurumu, 2014), 1, 133-144.

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

yanusunun, Afrika’nın haritasını yaptıklarını

veya haritanın yapılması için Portekiz’e materyal taşıdıklarını iddia ettiler. Tam aksine, onlar Müslüman denizcilerin elinden bu haritaları aldıklarını açıklamaktan kaçınmadılar. Coğrafya tarihçileri bu noktayı hiç göz önüne almadılar. Hâkim düşünceye göre dünya haritasında Yunanlılardan sonra görülen her yenilik Avrupalıların başarılarıdır.

Batlamyus’un adını taşıyan dünya haritasında okyanuslar kapalı denizler halinde karalar tarafından kuşatılmış gösterilir. 9. yüzyılın başlarında Abbasi Halifesi Memun’un yaptır-

dığı dünya haritasında en önemli yenilik ok-

yanusların karaları kuşatması ve Afrika’nın bir yarımada halindeki şeklidir. Abbasi bilginlerinin bu çalışmasından 320 yıl kadar sonra 1154 yılında tamamlanan İdrisi’nin dünya haritasında bir hayli gelişmiş bir kuzey ve orta Asya ve 300 yıl kadar bir zaman süresinde dünya haritasında kazanılan gelişme ile karşılaşıyoruz. Bunun ardından Kuzey ve Orta Asya’nın 13. veya 14. yüzyılda büyük bir ihtimalle Türkçe olarak yapılmış Kuzey ve Orta Asya haritasını 18. yüzyılın başında Sibirya’da Bahadır Han’ın Tatar tarihi ile birlikte ortaya çıktı. Kartografya

Resim 5 Kitab-ı Bahriye’de Birindizi Kalesi ve şehri

tarihinin en önemli vesikalarından biri olan bu harita maalesef gerektiği şekilde incelenmedi. Sibirya’nın sahilleri, Kuzey okyanusa dökülen nehirlerin, Orta Asya göllerinin enlem boylam dereceleri İslam kültür dünyasında Asya haritasının ne büyük bir gelişmeye kavuştuğunu gösteren paha biçilmez vesikalardan biridir. Sezgin’e göre Menzis bu haritayı bilseydi belki hükmünde daha dikkatli davranırdı.

Daha 9. yüzyılın başlarında Ekvator’un uzunluğunu yüksek bilimsel metotlarla 40 bin km kadar bulan Müslümanlar Avrupa ile Asya arasındaki Okyanusun 180 derece olduğuna ve aşılmasının imkânsızlığına inanıyorlardı. 11. yüzyılın başında Bîrunî, karaların bir okyanus tarafından kuşatıldığını söyler. 10. yüzyılın ilk yarısında yaşayan Mesudi bize ulaşan kitap-

larından birinde, okyanustan çok sefer Batıya yönelip hayatlarını tehlikeye sokanlardan etraflıca bahsettiğini belirterek bir bilgiyi tekrarlıyor: “Bunların arasında Haihas adlı Kurtubalı, bir grup insanla birlikte hazırladıkları gemilerle ok-

yanusa açılmış bir zaman sonra büyük ganimetlerle dönmüşler. Başkalarına dönmek nasip olmamış. Bu Endülüs’te bilinen bir şeydir” diyor.

Kolomb’un genç çağdaşı ve “Historia de las Indias” adlı seyahatin tarihine ilişkin eseri yazan Las Casas ilginç bilgiler verir. Babası Kolomb’un seferlerine katılmış olan bu ünlü tarihçi, kitabında her fırsatta Kolomb’un elinde eski bir haritanın bulunduğunu tekrarlıyor. Bu haritanın sonradan kendi eline geçtiğini, esasında Kolomb’a Floransalı Toscanelli tarafından gönderildiğini açıklıyor. Çok ilginç bilgilerden

birinde Kolomb’un diğer kaptanlarla hep bu haritaya dayandıklarını, bir ara bu haritayı bir kaç ada öteye giden kaptan Alonzo Pinzon’un beraberinde götürdüğünü, Kolomb’un sonraki rotayı planlamak için haritayı geri göndermesi için ona haber gönderdiğini, harita geri geldikten sonra Kolomb’un diğer gemicilerle birlikte pozisyon tespiti yaptığını kaydediyor.

Las Casas bu haritada (yanlışlıkla) Hindistan sahili (zannedilen) yerin ve adaların bulunduğunu da açıklıyor. Bütün bu ve başka bilgiler hiç bir şüpheye yer bırakmadan gösteriyor ki Kolomb oldukça ayrıntılı bir haritayla bilinen bir ülkeye ulaşmak amacı ile yola çıkmıştır. Bazı bilgiler de bu amacın yeni bir yer keşfetmek değil de bilinen yerlerden altın, kıymetli taşlar ve baharat getirmek olduğunu gösteriyor.

Piri Reis, haritasına eklediği bir notta Kolomb’un eline geçen bir kitapla yola koyulduğunu yazar. Şimdi temel problem şu sorunun cevabına dayanıyor. Kolomb’un ve Portekizlilerin eline geçen haritalar hangi kültür dünyası-

nın eseriydi?

1500 yılında Kolomb’un ilk 3 seferinde gemilerden birine kaptanlık yapan Juan de la Cosa’nın haritası tek başına boylam derecelerini çok iyi ölçebilen bir kültür dünyasından gelen bir asılın İspanyolların elinde olduğunu gösteriyor. Güney Amerika Portekizlilerin keşfinden önce bu haritada görülür. Bu harita ile Piri Reis’inki arasında çok büyük bir bağlantı kendini gösterir.

Piri Reis’in haritasını bilgisayar yardımı ile modern bir harita ile karşılaştırdığımızda Gü-

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

ney Amerika sahillerinin hemen hemen çok iyi, kısmen içerilere doğru nispeten iyi çizildiğini, Afrika ile aradaki boylam derecelerinin, Avrupa Kartoğrafyacılığında ancak 18. ve 19. yüzyılda mümkün olan bir doğruluğa ulaştıklarını görülür. Bunun 15 ve 16. yüzyılda İslam dünyası Hint okyanusu navigasyonunda ulaşılan yüksek metotlardan başka hiç bir kültür dünyasında sağlanması imkânı yoktu. Kolomb’un Amerika kıyılarına doğru bazı enlem ve boylam derecelerini ölçtüğü iddia edilir. Bu değerler 22 derece ile 40 derece kadar hatalı, daha doğrusu ölçüden ziyade hayal ürünüdür.

1933 yılında Piri Reis’in haritasını çok ciddi bir araştırmaya tâbi tutan Alman bilgini Paul Kahle bu haritanın enlem ve boylam dereceleri bulunan bir orijinale dayanmış olması gerektiği

sonucuna varmış, bu orijinalin Kolomb’a Floransa’dan 1474 yılında Paolo Toscanelli tarafından gönderildiğine inanmıştı. Ama orijinalin nasıl ve nerede ortaya çıktığı sorusunu bir tarafa bırakmıştı. Kahle sadece Orta Amerika kısmının

Kolomb vasıtasıyla Piri Reis’e ulaştığını, Güney Amerika kısmının Piri Reis tarafından Portekizlilerin haritalarına dayanarak eklendiğine inanıyordu. Kahle’nin çalışması sonucu, sonraki araştırmalarda Kolomb’un eklerini taşıyan haritanın 1501 yılında Kemal Reis tarafından zaptedilen ispanyol gemisinde ele geçirilen esirler arasında Kolomb’un 3 seferine katılan birinden alındığı inancı yaygındır.

Fuat Sezgin’e göre Piri Reis’in eline İtalyanlara İslam kültür dünyasından ulaşan Arapça bir haritanın Kolomb’un bazı ekler taşıyan enlem

boylam çizgileri gösterilmiş bir İtalyanca nüshası her hangi bir şekilde ulaşmıştı. Muhtemelen bu haritanın başka nüshaları da yaygındı. Bu harita İspanyol tahtının devamlı ısrarı üzerine Kolomb’un 3. seferinden sonra kardeşine yaptırıp saraya sunduğu basit haritadan çok farklıdır. Tamamen yanlış çizilmiş Küba haritası, büyük bir ihtimalle Kolomb ve arkadaşlarına aittir. Haritanın güneyindeki kara parçasının İtalyanlara ulaşan Arapça orjinalde bulunmuş olması tahmin olunabilir.

Sezgin özetle; İnsanların sonradan Amerika diye adlandırılan kıtaya ulaşmalarının 3 aşamada olduğunu belirtmektedir:

1. İnsanlar eski dünyadan başlangıcı bilinmeyen bir çağdan beri zaman zaman tesadüflerle okyanusun içindeki büyük kara parçasına ulaştı-

lar. Bu günümüzde de kabul edilen bir gerçektir.

2. Müslümanlar en geç 10. yüzyılın ilk yarısından itibaren İberik yarımadasından ve Batı Afrika sahillerinden sayısını bilemeyeceğimiz defalar okyanusun karşı sahiline batıya yelken-

leyerek ulaşmaya çalıştılar. Onlar aynı sahillere Afrika’nın güneyinden 9. yüzyıldan beri ulaşabiliyorlardı. Onların okyanustan batıya doğru yaptıkları teşebbüslerinde bizim için bilinmeyen bir tarihten itibaren ama en geç 15. yüzyılın başında büyük kara parçasına ulaşmış ve dönmüş olmaları ve bunu çok defa tekrar etmiş olmaları lazım. Onlar 9. yüzyıldan itibaren matematik coğrafya ve kartografyayı geçen 800 yıl boyunca geliştiren bir kültür dünyasının mensupları olarak batı Atlantik’in ve sahillerinin büyük bir kısmının haritalarını yaptılar. 16. yüzyıldan itibaren bi-

limlerin diğer dallarında olduğu gibi onların bu alanlarda da lider konumlarını kaybetmeleri ve yerlerini başkalarına bırakmaları tarihî bir kader

olmuştur.

3. Nasıl Bartolomeo Diaz ve Vasco da Gama Müslümanların haritaları ile Ümit Burnu’na ve Hint okyanusuna yönelmiş idilerse Kolomb ve Portekizli gemiciler, bu arada Macellan Amerika’ya ellerine geçen İslam dünyasının haritalarıyla ulaştılar. Ne eski Portekizliler ne de İspanyollar bu gerçeği saklıyorlardı. Onlar Müslüman öncülerinden üstlendikleri işi büyük bir çalışkanlık ve gayretle geliştirdiler. Yeni bir kıtanın varlığının insanlığın bilgisine sunulmasını onlara borçluyuz.10

Resim 6 Piri Reis’in 1513 tarihli

dünya haritasında beşinci fasıl notları ve

resimleri

Bu fasıl (bölüm) işbu kenarların ve dahi cezairin (adaların) nice bulunduğunu beyan eder.

İşbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap tarihinin sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet ederler kim Cenevizden bir kâfi r adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol bulmuştur. Meselâ mezbur (adı geçen) Kolonbo’nun eline bir kitap girmiş ki Mağrip (Batı) Denizinin nihayeti yani gark (garp) tarafında kenarlar ve cezireler (adalar) ve türlü türlü madenler ve dahi cevahir dağı vardır deyu bu kitapta bulur. Mezbur kitabı tamam mütalea ederek (inceleyerek) Ceneviz ulularına bu kaziyeleri (durumları) bir bir şerh edip (anlatıp) eydür (der ki): gelin, bana iki pare gemi

Piri Reis’in 1513 tarihli haritasına düştüğü notlardan beşincisi

10 Fuat Sezgin, “Amerika’nın Müslümanlar Tarafından Kristof Kolomb Öncesi Keşfi ”, (2006) Institute for the Histor of Arabic-Is-

lamic Science at the Johann Wolfgang Goethe University Frankfurt am

Main.

PİRİ REİS’İN ‘YAPPAMONDO’SU

verin, varayım, ol yerleri bulayım, der. Bunlar eydürler: ey epter (aklı karışık), Mağrip der asının nihayeti, payanı (ucu) ve haddi(mi) bulunur? Buharı zulmetle (gökyüzü karanlıktır) doludur, derler.

Mezbur Kolonbo görür ki Cenevizlerden çare yok, sürer, İspanya Beyine varır, hikâyeti bir bir arz eder. Anlar dahi Cenevizli gibi cevap verirler. Velhasıl bunlara Kolonbo hayli ibram (ısrar) eder. Ahir İspanya Beyi iki gemi verip bunun muhkem yarağın görüp (silah ve mühimmat ile donatıp) eydür: ey Kolonbo, eğer senin dediğin gibi olursa, seni ol diyara kapudan ideyin, deyip mezbur Kolonbo’yu Bahri Mağribe (Batı Denizine) gönderdi.

Merhum Gazi Kemal’in İspanyalı bir kulu vardı, mezbur kul Kolonbo ile üç defa ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reise hikâyet edip eydür: Evvel Septe Boğazına vardık, dahi oradan gün batısı lodosun ikisinin ortasına… rast dört bin mil yürüdükten sonra karşımızda bir ada gördük; amma git ikçe der anın mevci (dalgası) köpüklenmez olmuş, yani deniz sakin olup düzelmiş; ve Şimal yıldızı dahi – bahrîler (denizciler) puslalarında gene yıldız derler – ol yıldız gide gide dolunmuş görünmez olmuş; ve dahi eydür ki: bu tertipçe yıldızlar ol diyarda görünmez, gayri tertipçe görünür, der.

Andan evvel karşıda gördükleri adaya demir korlar, ol adanın halkı gelir, bunlara ok vurur, komazlar ki dışarı çıkıp haber soralar. Erkeği ve dişisi el okun atarlarmış. Ol okun demreni (ucu) balık süğüğünden (kemik); ve cümlesi ür an yürürlermiş ve hem gayet… Görürler kim ol adaya çıkarmazlar, adanın öte yüzüne geçmişler, bir sandal görürler; bunları görücek sandal kaçıp karaya dökülürler. Bunlar sandalı almağa varırlar, görürler ki

içinde adam eti var. Meğer bunlar bu tayfa imiş ki adadan adaya çıkıp adam şikâr edip yerler imiş.

Mezbur Kolonbo bir ada dahi görüp ana varırlar, görürler kim ol adada ulu yılanlar var. Ol yere çıkmadan hazer (korkup) edip bir gayri adaya dahi varırlar. Demir korlar, on yedi gün onda yatarlar. Bu adanın halkı görürler ki kendilere bu gemiden ziyan yok, varırlar, balık avlayıp fi likasile bunlara getirirler. Bunlar da hoş görüp anlara sırça boncuk verirler. Meğer kim sırça boncuk ol diyarda muteber idiyin kitapta bulmuş imiş. Anlar boncuğu görüp dahi ziyade balık getirirler. Bunlar daim anlara sırça boncuk verirler. Bir gün bir avretin kolunda altın görürler, altın alıp boncuk verirler. Bunlar eydür: varın, dahi altın getirin, size dahi ziyade boncuk verelim, derler. Anlar varıp dahi vâfi r (bolca) altın getirirler. Meğer bunların dağlarında altın madeni varmış. Bir gün dahi birinin elinde inci görürler. İnciyi alıp boncuk verirler. Bunlar görürler ki boncuk verirler dahi vâfi r inci getirirler. İnci bu adanın kenarında bir iki kulaç yerde bulunurmuş ve dahi ol diyardan vâfi r bakkam ağacını yükledip mezbur halktan ikisini alıp ol yıl içinde İspanya Beyine getirirler.

Amma mezbur Kolonbo ol kişilerin dilin bilmeyip işaretle alışveriş ederlermiş. Ve bu seferden sora İspanya Beyi papaz ve arpa gönderip ekin biçim öğredip kendi tarikıne koymuş; bunların bir vechile mezhepleri (dinleri) yoğmuş, hayvan gibi ür an yürüyüp anda yatarlarmış. Şimdi ol diyarlar tamam açılıp meşhur olmuştur. Bu isimler ki mezbur cezairde ve kenarlarda kim vardır, Kolonbo komuştur ki anınla malûm oluna. Ve hem Kolonbo ulu müneccim imiş. Mezbur hartide (harita) olan bu kenarlar ve cezireler kim vardır, Kolonbo’nun hartisinden yazılmıştır.

11 Yusuf Akçura, “Piri Reis Haritası Hakkında İzahname”, ttk.gov.tr sitesi içinde kisa.link/ORBq (30/01/2021 tarihinde erişildi).

Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar