1575 / Bilim & keşif

Takiyüddin ve rasathanesi: Dar görüşlülüğe kurban edilen 16. yüzyıl biliminin zirvesi

Gökyüzünü ölçmek için bir araya gelen gözlem araçları ve bilim insanları.

Kitapta 16717810 dk. okuma
1575

Bilim & keşif

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

İlk astronomi rasathanesinin İslam dünyasında ortaya çıkışı bir yana 9. yüzyıldan itibaren kurulan dokuz önemli rasathanenin üçünün Türkler tarafından kurulmuş olması ve birçok Türk kökenli bilim adamının astronomiye katkısı dikkat çekici ayrı bir konu olarak ele alınmıştır. Takiyyüddin tarafından İstanbul’da kurulan İslam’ın son Osmanlıların ilk rasathanesi bilim tarihimiz açısından ayrı bir önem taşımaktadır.1

Takiyyüddin 14 Haziran 1526 tarihinde Şam’da Türk kökenli bir aile içinde dünyaya geldi. Ailesinin 1550 yılı civarında İstanbul’a gelmesi üzerine öğrenimini Çivizâde Mehmed Efendi, Ebussuûd Efendi, Kutbüddinzâde Mehmed Efendi ve Saçlı Emîr’in yanında tamamladı. Bilgi birikiminin artmasını ve özellikle astronomi ve matematik konularında derinleşmesini sağlayan bu öğrenim sürecinden sonra Mısır’a

giderek Kahire medreselerinde müderrislik yaptı. Ardından İstanbul’a geldi ve Sadrazam Semiz Ali Paşa zamanında Edirnekapı Medresesi’ne müderris tayin edildi. Ancak bir süre sonra ailevî sebeplerle Kahire’ye döndü ve orada müderrislik görevini sürdürdü. Bu arada Mısır kadılığına getirilen Çivizâde Mehmed Efendi’ye vekâlet etti. Mısır kadılığına tayin edilen Kazasker Molla Abdülkerim Çelebi ile babası Kutbüddin Efendi’nin teşvikleriyle astronomi ve matematik üzerinde yoğunlaştı. Takiyyüddin, bilimsel kişiliğinin oluşumunu derinden etkilediği anlaşılan Abdülkerim Çelebi’ye büyük saygı beslemiş ve optik hakkındaki kitabını ona ithaf etmiştir.2

Matematik ve astronomi araştırmalarını en

ileri düzeye ulaştırdığı sırada tekrar 1570’te İstanbul’a gelen Takiyyüddin’in burada sultan hocası Sadeddin Efendi ile Sadrazam Sokullu

Takiyüddin ve Rasathanesi Dar görüşlülüğe kurban edilen 16. yüzyıl biliminin zirvesi

1 Muammer Dizer, “Osmanlıda Rasathaneler”, Fatih’ten Günümüze Astronomi: Prof.Dr. Nüzhet Gökbilgin Sempozyumu, İst. Ünv. Fen Fakültesi, İstanbul 1994. s. 27-86. 2 Hüseyin Gazi Topdemir, “Takiyyüddin”, TDV İslam

Ansiklopedisi (DİA).

1575

Mehmet Paşa’nın dikkatini çektiği kaydedilir. Bir yıl sonra II. Selim tarafından müneccimbaşılığa tayin edilen Takiyyüddin, 1574’te II. Selim’in vefatıyla tahta çıkan Sultan III. Murad’a İstanbul’da bir rasathane açılması konusunda bir layiha sundu. Takiyyüddin’in teklifini kabul eden III. Murad, tüm masrafları devletten karşılanmak üzere, rasathanenin kurulması konusunda Takiyüddin’i memur etmiştir. Ayrıca Takiyüddin’e aylık 3.000 altın maaş ile rasathane masrafı için 10.000 altın tahsis etmiştir. Sultan III. Murad Takiyüddin’e verdiği beratta böyle bir işin atalarından hiç kimseye nasip olmadığını ve bunu yapma şerefinin ilk defa kendisine nasip olduğundan dolayı ifihar ettiğini de belirtmiştir. Takiyüddin’e ayrıca Konya Ereğli kasabasının geliri olan yetmiş bin akçalık zeamet verilmiştir.3

Galata Kulesi’nde gözlem çalışmalarına başlayan Takiyyüddin birkaç yıl süren bu çalışmalarını 1577 yılından itibaren Tophane sırtlarında kurduğu rasathanede sürdürdü.4 Bazı kaynaklara göre rasathanenin inşaatına 1575’te başlandı

ve yapı tamamlandıktan sonra, gerekli olan her türlü astronomi aletleri ile donatıldı. Yine bazı kaynaklara göre, yaklaşık 27 m. derinliğinde bir rasat kuyusu kazılmıştı. Bu kuyuya büyük çaptaki aletler yerleştirilerek araçların rüzgârdan korunması sağlanmıştı. Astronomi ile ilgili kitaplardan bir de kitaplık kurulmuştu. Rasathanenin kurşunla kaplı bir kubbesi ve dört bacası bulunuyordu. Yapının çatısı kiremitlerle kaplıydı. Rasathanenin içinde biri büyük iki oda vardı. Zemin altı köşeli tuğla ile döşenmişti. Râsıdlar ve muavinleri geniş ve alçak bir masa üzerinde

Resim 1 Takiyyüddin rasathanenin önünde

(Takiyyüddin, Alat-ı Rasadiye, Topkapı Sarayı,

H. 452)

Resim 2 Takiyyüddin Tophane

sırtlarında yapılan

rasathanenin içerisinde çalışıyor

(Seyyid Lokman,

Şehinşahname)5

3 Salim Aydüz, “Osmanlı Astronomi Müesseseleri”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 2/4, (2004): 411453. 4 Topdemir, “Takiyyüddin”. 5 Esra Öz, “İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde Bulunan FY1404 Numaralı Şehinşahneme’nin Minyatürleri”, (yüksek lisans tezi, Necmettin Erbakan Ünv. Sosyal

Bilimler Enstitüsü, 2019)

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

çalışmaktaydılar. Masada saat, gönyeler, kum saatleri, bir gök küresi, pergel, rulo halinde kağıt, cetvel, hokka ve kalemler, bazı rasat aletleri ile büyük bir yer küresi yer almaktaydı. Rasathanede 15 kişi çalışmaktaydı. Rasathane kulesine 150 basamak merdivenle çıkıldığı, rasathanenin 9 penceresi bulunduğu bildirilmektedir.6

Ancak bir yandan siyasal bağlantıları, bir yandan yakın dostluklar kurduğu devlet adamlarının arasındaki çekişmeler onu ve rasathaneyi hedef alan aleyte söylentilerin ortaya çıkmasına yol açtı. 1577 yılında bir kuyruklu yıldız görülmüş, 1578’de de veba salgını başlamıştı. Muhalifler bu fırsattan yararlanarak, bir rasathanenin kurulduğu her yerde felâketlerin birbirini kovaladığını, Uluğ Bey’in ölümünü de örnek göstererek anlatmaya çalıştılar.7 Bu olay tarih kitapla-

rında şu şekilde yer almıştı:

“Bir süre önce kuyruklu yıldız çıkmıştı. 1578’de veba da yayıldı. Pek çok adam kırıldı. Mihrimah Sultan, Şeyhülislam Hamid Efendi ve Piyale Paşa bunların arasında idi. Halkta şikâyet çoğaldı. Rasathane dedikodu

vesilesi yapıldı. Her nerede böyle bir rasathane inşa olunduysa neticesinde felaket ortaya çıktığını güya tarihi örnekler ile ispat etmeye kalkıştılar. Kuyruklu yıldızın, vebanın bunun öncülleri olduğunu iddia etiler. Padişah korktu. Rasathanenin yıkılmasını emreti.” 8

Siyasî çekişmelere dinî bir zemin hazırlamakta gecikmeyen Şeyhülislâm Kadızâde Ahmed Şemseddin Efendi’nin, “gözlem yapmak uğursuzluk getirir” mealinde bir fetva verdiği söylenir. Bu olaylar üzerine Osmanlı Devleti tarihindeki tek gözlemevi olan ve Türk bilim tarihinde büyük önem taşıyan İstanbul Rasathanesi, 22

Ocak 1580 tarihli bir hatt-ı hümâyunla içindeki aletlerle birlikte tahrip edildi. Bu olaydan derin üzüntü duyarak köşesine çekilen Takiyyüddin 1585’te İstanbul’da vefat etti. Osmanlı döneminde yetişen çok yönlü bilim ve düşünce adamlarından biri ve 16. yüzyıl Osmanlı ilminin en seçkin temsilcisi olan Takiyyüddin matematik, astronomi, fizik, optik, mekanik ve tıp konularında çeşitli eserler kaleme almıştır. Onun çalışmalarına bakıldığında asıl ilgisinin astronomiye olduğu, bilimsel etkinliklerini bu ilginin belirlediği ve eserlerinin yaklaşık üçte birinin bu konuya ayrıldığı görülür. Özellikle gözlemlerinden elde ettiği verilere dayanarak yaptığı hesaplamaları ayın, yerin ve diğer gezegenlerin hareketlerindeki düzensizlikleri günümüz değerlerine yakın ölçülerde açıklama-

sı onun bu konudaki bilgisini göstermektedir. Takiyyüddin, eski zîclerin9 artık ihtiyacı karşılayamadığını, yeni gözlemlere gerek olduğunu belirterek daha önce İslam dünyasında yürütülen astronomi çalışmalarının Osmanlı Devleti’nde

de sürdürülebilmesi için bir gözlemevi kurulmasını zorunlu gördüğünü bildirince III. Murad, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ile Hoca Sadeddin Efendi’yi ona yardımcı olmakla görevlendirmiştir. Bazılarını Takiyyüddin’in icat ettiği, dönemin en mükemmel gözlem aletleriyle donatılan İstanbul Rasathanesi, kısa ömrüne rağmen Tycho Brahe’nin (ö. 1601) kurduğu Uranienborg Gözlemevi’yle boy ölçüşecek nitelikteydi.

Takiyyüddin’in diğer önemli araştırma alanı trigonometridir. 16. yüzyılın ünlü astronomu Copernicus’in sinüs terimini kullanmamasına

6 “İstanbul Rasathanesi”, İstanbul Ansiklopedisi, Tarih Vakfı. 7 Yavuz Unat, “Osmanlı Astronomisine Genel Bir Bakış”. Osmanlı, VIII, 411–420. 8 Yavuz Unat, “Takiyüddîn ve İstanbul Gözlemevi (Rasathanesi)”, Türkler, XI,

277-288. 9 Güneş, ay, yıldızlar ve gezegenlerin konumlarının astronomik hesaplamaları için kullanılan parametreleri tablo haline gösteren eserler.

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

Resim 3 Rasathane yapıldıktan

sonra İstanbul semalarında görülen kuyruklu yıldız. (Seyyid

Lokman, Şehinşahname)

rağmen sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjanttan söz ettiği bilinmektedir. Takiyyüddin ise bunların tanımlarını vermiş, kanıtlamalarını yapmış, ayrıca birer derecelik aralıklarla 1°’den 90°’ye kadar hesaplanmış sinüs ve tanjant tabloları hazırlamıştır. Aritmetik alanında kendine özgü pratik bir rakamlama sistemi geliştirerek altmışlı kesirlerin yerine ondalık kesirleri kullanmaya başlamış, böylece ondalık kesirlerin Batı’da bunu ilk kullanan Simon Stevin’den (ö. 1620) önce Doğu’da bilindiğini ortaya koymuştur. Ancak onun tam sayılarla ondalık kesirleri birbirinden ayırmak için kesir simgesi (,) kullanmadığı ve ondalık kesir hanelerini sözel biçimde ifade ettiği görülmektedir. Bu arada cebir konularına da girmiş ve ikinci dereceden denklemleri aritmetik yoluyla çözmüştür.

Takiyyüddin optik alanında da büyük başarı göstermiş ve İslam dünyasında yaklaşık sekiz yüzyıl önce başlatılmış olan optik çalışmalarının sonucunda ulaşılan argüman ve problemleri nedensel ve matematiksel bağlamda tekrar değerlendirip yeni yaptığı deneylerle desteklemiştir. Onun ayrıca ilk defa ışığın küresel yayılımını anlattığı, yine ilk defa Batı’da bilinmesinden önce —adını vermeden— teleskoptan söz ettiği ve

yaptığı bir aleti, “uzakta bulunmaları sebebiyle görülemeyen şeyleri gösterebilen bir billûr (mercek)” şeklinde tanımladığı yazdığı optik kitabından öğrenilmektedir.

Osmanlıların yetiştirdiği en önemli mühendis kabul edilen Takiyyüddin mekanik saatler, kaldıraçlar ve göllerden, ırmaklardan, kuyulardan su çekmekte kullanılan çeşitli araç gereçler tasarlamış ve bunları bir eserinde ayrıntılarıyla açıklamıştır. Onun cep, duvar, masa ve astronomik gözlem saatlerini anlattığı kitap Batı dünyası dâhil o yüzyılda konuyla ilgili en kapsamlı eserdir. Bir gözlem aracı diye bahsettiği saatlerinin en önemli özelliği dakikanın yanında saniyeyi de gösterebilmesidir. Batı’da saniyeyi gösteren saatlerin yapılmasının ve Brahe’nin gözlemevinde kullanılmasının İstanbul’daki rasathanenin kullanımından sonraya rastlaması Takiyyüddin’in çalışmasını daha değerli hale getirmektedir.10

İstanbul Rasathanesi’nin 1580’de yıkılmasından tam 288 yıl sonra ancak 1868’de, Sultan Abdülaziz’in emri ile Maarif Nezareti’nin bir şubesi olarak Beyoğlu’nda Rasathane-i Âmire adıyla yeni bir rasathane kurulabildi. Daha sonra Maçka Topçu Okulu’nun karşısında bulunan

10 “ Topdemir, “Takiyyüddin”. 11 BOA.ML.EEM.814/1. 12 “Rasathane-i Amire”, İstanbul Ansiklopedisi, Tarih Vakfı.

Resim 4 Gök cisimlerinin enini

ve boyunu ölçmede

kullanılan “Zâtü’lHalâk” yani halkalı araç olarak da isimlendirilen

alet ve üzerinde çalışan

gök bilimcileri. (Seyyid Lokman, Şehinşahname)

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

bir binaya taşınan Rasathane-i Âmire, burada Yer Sarsıntıları adıyla bir merkez kurmuş ve buraya depremin merkezini, şiddetini, yayılma alanını ve süresini ölçen aletler yerleştirmişti. Rasathane, her yıl hava tahmin özetleri ile Osmanlı topraklarındaki depremlere ve bunların etkilerine ilişkin raporlar yayımlıyordu. Namaz vakitlerinin belirlenip duyurulması, Ay ve Güneş tutulmasının hesaplanması, Tophane ve Dolmabahçe’deki kulelerin saatlerinin ayarlanması Rasathane-i Âmire’nin başlıca işleri arasındaydı. Rasathane-i Âmire 1909’da yaşanan 31 Mart Olayı sırasında top atışı tesiriyle harap olması üzerine11 başka bir yerde yeni baştan kurulması yönünde arayışlar sonucunda yerine 1911’de, Kandilli Rasathanesi kuruldu.12 31 Mart Olayı sırasında Maçka Topçu Okulu karşısındaki bi-

naya yakın zaman önce taşınmış olan Rasathanenin ihtilalci askerler tarafından kasten tahrip edildiğinden söz eden Muammer Dizer’e göre; bu askerler, Hareket Ordusu’nun bastırmaya çalıştığı ve “irtica hareketi” olarak ta adlandırı-

lan isyan içerisinde yer alan şeriatçı askerlerdi.13 Olayın ayrıntıları bilinmemekle birlikte Rasathane’nin, asıl çatışmaların yaşandığı Taşkışla ile Hareket Ordusunun konuşlandığı ve isyancıları topa tuttuğu Harbiye Mektebi ve Maçka Topçu Okulu (Silahhane) arasında kalması14 talihsiz bir kazaya kurban gitmiş olabileceğini akla getirmektedir. Olay, Dizer’in anlattığı gibi olmuş ise bu takdirde “Osmanlıların kurmaya çalıştığı ikinci rasathane de birincisinin akıbetine maruz kalmıştır” denilebilir.

13 Muammer Dizer, “Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Tarihçesi”, Cumhuriyet Döneminde Astronomi Çalışmaları Sempozyumu, Boğaziçi Üniversitesi, 26 Aralık 1983, s. 14. 14 Mustafa Turan, Eli Beş Yıldır Esrarı Milleten Gizli

Kalmış Olan Taşkışla’da 31 Mart, (İstanbul: 1964), s. 72.

Resim 5 Gözlem kulesi (Takiyyüddin, Alat-ı Rasadiye, Topkapı Sarayı,

H. 452)

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

Astronomi ve geometri kitaplarının Takiyyüddin’e verilmesi

İstanbul’un Mimar Sinan Mahallesi imamı ile müezzininin elinde olduğu bildirilen Lütfullah isimli kimsenin astronomi ve geometriye dair vakıf olan kitaplarının, ister bu kişilerin ister başkalarının elinde olsun, her kimin elinde ise buldurulup hepsinin Rasathane hizmetini yürütmekte olan Mevlana Takiyyüddin’e verilmesi hususunda İstanbul Kadısı’na gönderilen ferman.

20 Nisan 1578

Ferman, [muhatap makama ulaştırılmak üzere]

Şehla Musa Efendi’ye verilmiştir.

İstanbul Kadısı’na [emrim şudur ki]:

Ölmüş olan Lütfullah isimli kimsenin vakıf olan müneccimlikle ilgili kitaplarının, İstanbul’da Mimar Sinan Mahallesi’nin imamı ile müezzininin ellerinde olduğu bildirildiğinden, bunların alınıp Rasathane’ye verilmesini emret im ve buyurdum ki:

Bu emrim vardığında geciktirmeden, adı geçenin yıldızlara, astronomi ilmine ve geometriye (hendese) dair kitaplarını, ister anılan imam ve müezzinin isterse başkasının elinde bulunsun; her kimde ise ortaya çıkarıp hepsini, şu anda Rasathane hizmetini yürütmekte olan Takiyyüddin’e teslim et iresin.

[12 Safer 986]

A.DVNS.MHM.d, 34/272

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

Rasat cetvelleri ve aletleri için Mısır tarafl arından ağaç getirtilmesi

Gözlemci (Râsıd) Takiyyüddin’in, havası nemli olan bu diyarın ağaçlarından yapılan ve rasat işinde kullanılan bazı açı ölçer cetvellerin ve rasat aletlerinin bir süre sonra çekilip işe yaramaz hale geldiğini belirterek bunların yapımı için havası kuru olan Mısır diyarından ağaç getirtilmesi gerektiğini bildirmesi üzerine, Mısır diyarından bu işte kullanılmaya uygun, gerekli miktarda ağaç alınıp gönderilmesi hususunda Mısır Beylerbeyi’ne gönderilen emir.

6 Ağustos 1579

Anılan Kapıcı Hasan’a verildi.

Mısır Beylerbeyi’ne emrim şudur ki:

Rasathane hizmetini yürütmekte olan Takiyyüddin gönderdiği yazıda; “rasat işinde kullanılan açı ölçmeye yarayan bazı cetvellerin ve rasat aletlerinin bu diyardaki ağaçlardan yapıldığını, ancak buraların havası nemli olduğundan bu aletlerin kısa süre sonra çekildiğini ve her rasat zamanı yontulmaları lazım geldiğini, fakat bu şekilde kullanıma uygun hale getirilemezlerse bir işe yaramadıklarını ve [rasat] yapmanın mümkün olmadığını, bu sebeple havası kuru olan Mısır diyarından rasat için gerekli olan bazı açı ölçer cetveller için ağaç getirilmesini” istediğinden buyurdum ki:

Dergâh-ı Mualla kapıcılarından Hasan oraya vardığında Mısır diyarında, rasat işinde kullanılmaya uygun ağaçlardan lazım olduğu miktarda ağaç alıverip süratle bu tarafa (İstanbul’a) göndermek hususunda gerekli ihtimamı gösteresin.

A.DVNS.MHM.d, 40/372

TAKİYÜDDİN VE RASATHANESİ

Rasathane için kerpiçten yeni odalar inşa edilmesi

Gözlemci (Râsıd) Takiyyüddin’in Rasathane’nin yeterli miktarda odası bulunmadığını belirtip mevsimin kış olmasından dolayı yeni odalar inşa edilmesi gerektiğini bildirmesi üzerine, imece usulüyle uygun bir yerde kerpiçten yeterli miktarda oda inşa edilmesi hususunda Topçularbaşı Sinan Ağa’ya gönderilen emir.

30 Ağustos 1579

Divan-ı Alîşân kâtiplerinden Hasan Bey’e verildi.

7 Receb 987.

Topçularbaşı Sinan Ağa’ya emrim şudur ki:

Gözlemci (Râsıd) Takiyyüddin gönderdiği mektubunda; “Rasathane’de yeterli miktarda oda bulunmadığını, mevsimin kış olmasından dolayı kerpiçten yeterli miktarda odalar inşa edilmesi gerektiğini” bildirdiğinden, bu meselenin imece usulüyle halledilmesini emret im ve buyurdum ki:

Bu emrim vardığında bu konu ile ilgilenesin ve imece usulüyle münasip olan yerde yeterli miktarda kerpiçten odalar inşa et irip tamama erişmesine gayret edesin. Ne kadar oda inşa olunacağını ve bu meselenin ne şekilde halledileceğini de yazıp bildiresin.

A.DVNS.MHM.d, 40/134

Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar