1830 / Ulaşım & mühendislik

İlk vapur inşası: Yelkenli gemilerden buharlı gemilere geçiş

Yeni gemilerle birlikte değişen tersaneler, bakım ve ulaşım.

Kitapta 25326418 dk. okuma
1830

Ulaşım & mühendislik

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

İlk buharlı geminin ülkemize gelişi Amerika’daki seferinden yaklaşık 21 yıl sonra, Avrupa’daki başarılı denemelerden ise sadece dokuz yıl sonraya denk gelir. 18. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan buharlı makineler önce kömür yataklarında, ardından da değirmen ve fabrikalarda kullanılmıştır. Makinenin gemilerde kullanılması ise 19. yüzyılın başına rastlar.

İlk başarılı buharlı gemi denemesi Amerika’da gerçekleşmiştir. Bu teşebbüsünden sonra buharlı gemicilikte asıl gelişme ise uskurun (pervane) 1837’de icadı ve hemen ardından gemilerde kullanılmasıdır. Bu tarihe kadar buharlı gemiler çoğunlukla yandan çarklıydı. 1837’de İsveçli Ericsson’un uygulamaya koyduğu uskur tekniği, gemilerin hemen kıçında ve suyun içinde bulunuyor; vapurların hızını yandan çarklılara göre daha fazla artırıyordu.

Osmanlılar, 19. yüzyılın ikinci çeyreğinden

itibaren buharlı gemiler edinmeye başlamış ve yelkenli gemilerle birlikte buharlı gemileri, donanmasında ve ticaret alanında etkin bir şekilde kullanmıştır. İlk olarak İngiliz tüccar Black’in İzmir’de bulunan Swif adlı buharlı gemisi satın alınarak 1828’de İstanbul’a getirilmiştir. Bir yıl sonra, yine İngiltere’den satın alınmış olan Hilton Joliff e adlı vapur Osmanlı denizciliğine kazandırılmıştır. İki buharlı gemiden makine gücü daha düşük olan Swif ’e “Sagir”, Hilton Joliff e’e ise “Kebir” adı verilmişti. Bu isimlerle anılmasının yanında Osmanlıların her iki vapura, ilk zamandan itibaren kazan bacasından çıkan buhar/duman sebebiyle “Buğ” ismini de verdikleri bilinmektedir. 1837’ye kadar Osmanlılar iki buharlı gemiyi kullanmaya devam etmiştir.

Osmanlı’da Swif adlı vapurun satın alındığı 1828’den 1837’ye kadar geçen süre içerisinde herhangi bir vapur inşa teşebbüsü görülmemiş-

Yelkenli gemilerden buharlı gemilere geçiş

İlk makineli gemimiz: Buğ gemisi

1830

tir. 1837’de vapur teknelerinin Tersane-i Âmire’de yapılması, makine ve buhar kazanlarının ise İngiltere’den temin edilmesi kararlaştırıldı. Bundan sonraki süreçte 1853’e kadar Tersane-i Âmire’de 11, Küçük Demir Fabrikası’nda 1 ve İzmit’te 1 tane olmak üzere toplam 13 vapur yapılmıştır.

1845-1847 yıllarında Tersane-i Âmire’de savaş vapuru yapılmaya devam edilmiştir. Bunlar, teknesi ahşap ve savaş amacıyla inşa edilmiş olan buharlı gemilerdir. Sözü edilen vapurlardan bir yıl sonra 1848’de bu kez Osmanlı denizcilik ve teknoloji tarihinde bir ilke imza atılmış ve tamamıyla teknesi demirden oluşan bir vapur inşa edilmiştir. Ancak bu vapur Tersane-i Âmire’de değil Küçük Demir Fabrikası’nda yapılmıştır. Vapur, demirden yapıldığı için ismi de buna uygun olarak Eser-i Hadid (Demir Eser) diye konulmuştur.

1850’de İngiltere’ye dört savaş gemisi sipariş edilmiş ve daha sonra Cidde, Basra, Şat ve Tuna isimleri verilecek olan bu vapurlar 1852’de teslim alınmıştır. Bunların yanında yine İngiltere’ye Hazine-i Hassa Vapur Kumpanyası adına ticari vapur siparişi verilmeye devam edilmiştir. Bunun yanında sadece İstanbul Boğazı’nda işleyecek bir vapur şirketi kurulması düşüncesi hayata geçirilmiş ve ortaya Şirket-i Hayriye çıkmıştır. 1851’de tamamıyla yerli bir sermaye ile kurulan şirket, 1851’den itibaren İngiltere’ye vapur siparişleri vermiş ve 1854’e kadar bu ülkeden dokuz vapur satın almıştır.1

1 Levent Düzcü, “Osmanlıların Sanayi Çağına Adım Atışına Denizcilikten Bir Örnek: Buharlı Gemiye Geçişte Başlıca Parametreler (1828-1856)”, International Journal of Histor, 5 (2013): 113-127.

Resim 1 Clermont, tasarımı ABD’li mühendis Robert

Fulton tarafından,

yapımı ise Charles

Brown tarafından yapılan ilk buharlı yolcu

gemisidir. 1807 yılında hizmete giren gemi, ilk yolculuğunu New York-

Albany arasında yaptı

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

Amerikalı harp gemisi inşa uzmanı mimar Ekford’un Osmanlı Devleti için harp gemisi inşa etme konusundaki düşünce ve değerlendirmeleri

Harp gemisi inşası konusunda uzman olan Amerikalı Mimar Ekford’un; Liman Reisi ve Serasker Paşa ile yaptığı görüşmelerde kendisinden İstanbul’da kalıp gemi inşa etmesinin istenmesi üzerine burada kaldığı, harp gemisi inşası alanında birçok gelişmeler yaşandığı, Osmanlı Devleti’nin bu konudaki isteğinin gerçekleştirilebilmesi için çok yetenekli olduklarını gözlemlediği bura halkının gençlerinden mimarlar yetiştirilmesi gerektiği, öncelikle gemi inşa mimarının ağırlık kaldırma ilmini bilmesi gerektiği, kendisinin beraberinde numune olarak İstanbul’a getirdiği gemi gibi çeşitli büyüklükte gemiler yapabileceği, şayet Osmanlı Devleti tarafından talep edilirse derhal Amerika’ya dönüp altı ay içerisinde bir gemi yapabileceği, giderken de Tersâne-i Âmire’deki yetenekli genç mimarlardan bazılarını seçip bu geminin inşasında istihdam etmek üzere Amerika’ya götürmesinin, bu gençlerin gemi yapım usullerini ve Amerikan dilini öğrenmelerine vesile olacağı, dönüşünde beraberinde getireceği bu işten anlayan yetmiş, seksen kişi ve götürdüğü Müslüman mimarlar ile burada gemi inşası konusunda yeni bir devir başlatacağı, bu işin ancak gençlerle başarılabileceği, yaşlı kişilerin usullerini değiştirmeye çalışmanın faydasız olduğu ve sonuçları bakımından kendisinin Osmanlı Devleti’ne verdiği sözü tutamaması ve mimarlık alanındaki itibarın kaybetmesi riski taşıdığı, yapacağı gemilerin hem Akdeniz’e hem Karadeniz’e uygun olduğu ve boğazlarda hareketli tabya vazifesi görecekleri için çok faydalı olacakları, bu iş için Tersane’den tamamen ayrı geniş bir alan tahsisi edilmesi gerektiği, Amerika’da Brezilya ve Kolombiya hükûmetleri için gemiler inşa ettiği, bu hususta Maslahatgüzar David Porter’in kendisine tanıklık yapabileceği, İstanbul’a geliş sebebinin beraberinde getirdiği gemiyi satmak olmadığı, çünkü zaten bu gemiyi Osmanlı Devleti ile Amerika arasında bir antlaşma yapmakla görevlendirilmiş olan Rayndo’nun söz konusu antlaşmadaki bir maddeyi kendisine göstermesi ve Reisülküttaplık tarafından Osmanlı Devleti’nin gemi inşa ettirmeye hazır olduğunun adı geçene söylenmiş olması üzerine inşa ettiği, bundan dolayı da talebinin sadece bu gemisinin tazmini ile sınırlı bulunduğu hususlarında Reisülküttaplığa sunduğu arzuhal ve bunun Padişah’a arz edilmesi üzerine ‘vakit geçirilmeden Donanma ile İstanbul dışında bulunan Kaptan Paşa’nın bu konuda adı geçen şahıs ile görüşmeler yapmak üzere kara yoluyla İstanbul’a gelmesi için mektup yazılmasına’ dair Padişah’ın hatt-ı hümayun.

Haziran 1830

Reisülküt ap hazretlerine İstanbul’da bulunan Amerikalı Mimar Ekford’un sunduğu arzuhalin tercümesidir.

Tarafımdan görülüp incelenmiştir.

Adı geçen Mimar’ın bu arizasında bildirdiği hususlar, gerçekleşmesi mümkün olan, akla yatkın ve Tersâne-i Âmiremiz hakkında hayırlı sonuçlar ortaya çıkaracağı değerlendirilen şeyler olduğundan derhal boş yere vakit geçirilmeden bu konuda bir karar verilmesi için kırmızı ile yazılmış olan yazıda açıklandığı üzere senin tarafından Kaptan Paşa’ya; ‘Donanmamızı Kapudanemiz Kaptanı’na teslim edip kendisinin hemen kara yoluyla gelmesi’ için mektup yazılıp gönderilsin.

Bu defa Amerika’dan gelen Mimar’ın gemi inşasına dair sunmuş olduğu arzuhalinin tercümesidir. Özetle; Osmanlı Devleti kendisini istihdam buyurduğu takdirde hüner ve sanatını göstereceği anlaşılmakta ve yazdığı şeyler de mümkün ve akla yatkın görünmektedir. Ancak bunun uygulamaya konulması Kaptan Paşa kulunuzun İstanbul’da olmasına ve adı geçenle etrafl ıca görüşüp konuşmasına bağlıdır. Kaptan Paşa kulunuz ise vermiş olduğunuz izin üzerine Donanmanız ile birlikte Boğaz’a kadar gelmiş ve havanın uygun olmasını beklemektedir. Ancak poyrazın uzamasından dolayı biraz gecikeceği ortaya çıkmıştır. Bu sebeple şayet siz Padişahımız efendimiz hazretleri tarafından da uygun görülüp emir buyurulur ise ben kulunuz tarafından kendisine; ‘hem bu gemi inşa konusunu adı geçenle görüşmek hem de bir an önce bu tarafta işinin başında bulunup Tersâne-i Âmirenizin diğer işlerini görmek üzere Donanmanızı Kapudanenizin Kaptanı olan kulunuza teslim ederek hemen kara yolu ile gelmesi’ için bir mektup yazılacaktır. Durum siz efendimizin malumları olduğunda emir ve ferman sizindir.

Liman Reisi Bey ile bundan beş hafta önce görüşüldüğünde; “İstanbul’da kalıp Osmanlı Devleti için her çeşit harp gemisinden birer adet gemi inşa eder misin?” diye sorulmuş; devletli Serasker Paşa hazretlerinin nezdine çağırıldığımda da kendisi tarafından; “Üç ay kadar İs-

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

tanbul’da kalır mısın?” diye buyurulmuş idi. Memleketimden uzun süre uzak kalmak istemediğim için burada kalıp beklemek uygun gelmemesine rağmen yine de kabul etmiş idim. Birkaç gün önce kendilerinin nezdine vardığımda; “Kaptan Paşa hazretlerinin az zaman içerisinde İstanbul’a geleceğini” ifade etmiş ve gemi inşası hakkındaki fi kir ve değerlendirmelerimi yazılı olarak açıklamamı istemiş idi. Bu sebeple kendileri tarafına sunacağım açıklamalı fi kir ve değerlendirmelerimin özünü Zatıaliniz tarafına beyan etmeyi münasip gördüm. Şöyle ki:

Osmanlı Devleti’nin en önde gelen isteğinin harp gemisi inşa usulünü, deniz gücü meşhur olan devletlerin bu konudaki usulü derecesine koymak olduğunda şüphe yoktur. Bu isteğin gerçekleşmesi için bura halkının gençlerinden maharetli mimarlar yetiştirilmesi, bu genç mimarların yirmi beş seneden beri gemi inşa ilminde (fenn-i inşaiye) ortaya çıkan yeni durum ve usulleri öğrenecekleri vesileler bulunması ve bunların dağlardan ve korulardan kereste kesme usulünü öğrenmeleri gerekmektedir.

Harp gemisi inşa ilminde ortaya çıkan gelişmelerin (muhassenat) en önemlisi bir mimarın ağırlık kaldırma ilminde (ilm-i cer -i eskal) mahareti bulunmasıdır. Her ne kadar yalnız mimarlık ilmiyle kâğıt üzerinde güzel şekiller çizip resmetmek mümkün ise de ağırlık kaldırma ilminin yardımı olmadığı takdirde bir gemi görünüşte güzel inşa olunmuş gibi görünse de devlete sürekli masrafl ar çıkarır ve kendisinden gerçek bir fayda sağlanması beklenmez.

Bu harp gemisi inşa işi büyük bir iş olup, bilhassa ifadelerimi anlatmaktaki zorluktan dolayı da çetindir. Bununla beraber bu konuda genel usul ve tarza göre teşebbüste bulunulacağı için sonuç alacağıma eminim. Bu sebeple bu tarza göre burada en az yüz parça top çeker kapak, altmış dört parça top çeker fi rkateyn ve büyük çapta toplarıyla vapur gemileri inşasına hazırım. Bu gemilerin hepsinin çivileri İstanbul’a getirdiğim gemininki gibi bakırdan ve bakır kaplı olur. Osmanlı Devleti tarafından bu tarz

uygun görüldüğü takdirde hemen Amerika’ya dönerek o tarafta işlerimi düzene koyarken altmış dört parça top çeker bir gemi inşa edebilirim. Kerestem hazır olduğundan bu gemiyi altı ay içerisinde tamamlarım.

Bir de şu anda Tersâne-i Âmire’de istihdam olunmakta olan genç mimarlardan on beş yirmi kişinin seçilip, bunlardan da tercihen on sekiz, yirmi yaşında olup çeşitli gemiler inşasına bir derece aşinalığı olanların benimle birlikte Amerika’ya götürülmesinin, yukarıda açıklandığı şekilde o tarafta inşa edeceğim altmış dört parça top çeker geminin imali sırasında birçok usullerimizi öğrenmelerine güzel bir vesile olacağını düşünüyorum. Bunlar bu arada dilimizi de öğreneceklerinden bu tarafa döndüklerinde işime pek yarayacaklardır.

Bir başka husus da, o taraftan gelirken beraberimde inşa ilmi ile ilgili, yetmiş, seksen tane malumat sahibi kimseler getirmek isterim. Böylece hem bunlarla hem de yukarıda bahsi geçen genç Müslüman mimarlar vasıtalarıyla üç sene içerisinde harp gemisi inşasında mükemmel bir çığır açmaya muvaff ak olabileceğimi zannediyorum. Yukarıda sözü edilen altmış dört parça top çeker gemi vasıtasıyla bir parça kapak geminin kerestesini de bu tarafa naklederek döner dönmez anılan kapak geminin inşasına başlayabilirim. Böyle olmadığı takdirde [bunun inşası] zaman alır.

Bu tarafa geldiğimden beri gözlemlediklerime göre bu memleketin gençlerinde büyük bir yetenek (liyakat) gördüğüm için az vakit e bunları diğer herhangi bir devletin gemilerine eşdeğer ve belki onlardan bazı bakımlardan daha iyi, çeşit çeşit gemiler yapabilecek hale getirebileceğime olan inancım tamdır. Yaşlı adamların alışmış oldukları eski usulü değiştirmeye çalışmak abesle uğraşmak gibi bir şey olur ki, bundan sonuç alamazsam o takdirde hem Osmanlı Devleti’nin isteklerini yerine getirememiş olurum hem de mimarlık ilminde var olan itibarımı kaybederim. Bu işten ancak genç adamlar vasıtasıyla sonuç alınabilir. Çünkü bunları ben kendi usulüme göre istihdam ederim. Yaşlı olanlar ise biraz vakit geçince

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

ve benim usulümdeki yararları gördükten sonra belki benim usulüme uyarlar.

Gemi inşası için Tersane’den tamamen ayrı geniş bir yer tahsis edilmesi ve korulardan kereste kesilmeye başlanıncaya kadar, Tersane’de acilen gerekli olmayan kerestelerin burada kullanılması için bana izin verilmesi lazımdır.

İşte bu önemli işe dair genel düşünce ve değerlendirmelerim bu şekildedir. Bundan başka hiçbir yolla Osmanlı Devleti’ne iyi hizmet e bulunamam.

Yirmi beş seneden beri gerek kapak gemisi, gerekse asker naklinde ve savaş gemilerine su getirmekte kullanılan vapur gemileri inşa eyledim. Bu vapurlar Akdeniz ve Karadeniz’e pek uygun olduğu gibi boğazlarda da hareketli tabya vazifesi göreceğinden büyük yarar sağlayacakları çok açıktır.

Bu şekilde Amerika ve İngiltere arasında sonradan meydana gelen savaşta türlü savaş gemileri imal et im. Amerika’da Brezilya İmparatoru için altmış dörder parça top çeker iki parça ve Kolombiya memleketi için de iki parça savaş gemileri inşa eyledim. İstanbul’daki Maslatgüzar David Porter az bir süre Amerika Tersanesini idare et iği için bana bu konuda tanıklık edebilir.

Kısaca; gerek Amerika ve gerek diğer devletler için yaptığım savaş gemileri gayet makbule geçtiğinden burada da o şekilde savaş gemileri inşasına başladığım takdirde memnun kalacağınızı ümit etmekteyim.

Kaldı ki İstanbul’a geliş sebebim de; Osmanlı Devleti ile Amerika Devleti arasında antlaşma yapmakla görevlendirilmiş olan Rayndo’nun(?) Amerika’ya dönüşünde gizli maddeyi bana gösterdiğinde bu maddede Osmanlı Devleti’nin deniz gücünü düzene koyma niyetinde olduğunu müşahede etmem ve yine onun; ‘Reisülküt aplık’tan kendisine İstanbul’a bir parça savaş gemisi gönderilmesinin münasip olacağı ve Osmanlı Devleti’nin Amerika’ya mahsus olan keresteden diğer savaş gemileri imal ve inşa et irilmesine hazır olduğunun” söylendiğini ifade etmesi-

dir. İşte bu değerlendirmeler üzerine adı geçen Rayndo(?) ile beraber bu tarafa geldiğimiz geminin inşasına başladım ve numune olmak üzere gayet ihtimam eyledim.

Bu gemi ile İstanbul’a gelişim bu gemiyi satmak için değildir. Çünkü yola çıkmadan önce, satılmış gibi saymakta idim. Nitekim Rayndo’nun(?) söyledikleri buraya geldiğimden beri doğrulanmıştır. Buraya gelmem diğer gemiler için gerekli düzenlemeleri yapma amacı taşıdığından böyle uzaması beni üzmüş olmakla beraber, Serasker Paşa hazretlerine ifade eylediğim üzere, üç ay kalmaya ve beklemeye razı olmuşumdur. Ancak beraber getirmiş olduğum adamımı Amerika’da liveudak(?) diye isimlendirilen bir çeşit meşe ağacının tedariki için gerekli talimatlar ile Amerika’ya yollamak isterim. Zikrolunan kerestenin olduğu yerlerin havası gayet ağır olduğundan kesilmesi ve tedarik edilmesi sadece bazı mevsimlerle sınırlıdır. Buradaki gemim tamamen bu ağaçtan yapılmış ve çivileri bakır ve bakır kaplıdır. Bu cinsten kerestenin uzun zaman dayanması ve sağlamlığı bakımından diğer cins kerestelerden daha iyi olduğu Zatıalinizin malumudur.

İstanbul’a gelişim Reisülküt aplık ile Amerika görevlisi arasında vuku bulan düzenlemelere dayandığından razı olunacağıma eminim. Benim talebim sırf Osmanlı Devleti için inşa edilip getirilmiş olan yukarıda zikri geçen gemimden dolayı tazmin ile sınırlıdır. Şayet Osmanlı Devleti tarafından daha başka gemiler getirtilmesi istenilir ise Rayndo(?) ile kontrat yapılır. Benim burada bulunmam bu konuda büyük kolaylık sağlar. Bu yolla, Amerika’da inşa olunmuş gemiler getirtilebir. Şayet burada inşası istenilirse açıklanan usul üzere olur. Bu şekilde Osmanlı Devleti’nin deniz gücü üç, dört sene içerisinde diğer deniz gücü meşhur olan devletlere eşdeğer hale gelir. Sonuç itibariyle; benim talebim zikrolunan gemimden dolayı tazmin ile sınırlıdır ve bu hususta Padişah’ın bilinen şan ve hakkaniyetinden hiçbir şekilde şüphe duymamaktayım.

HAT, 1212/47497

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

Devletli, yardımsever, şefkatli, merhametli, yücelik sahibi, keremi bol velinimetim efendim hazretleri

Siz devletli efendimin malumları olduğu üzere Osmanlı ülkesinde oturma izni bulunan yabancıların (müste’men) bir süreden beri gelip giden vapur gemilerinin, Osmanlı Devleti sahillerine ve İstanbul körfezine (haliç) gelip gitmelerinde var olan çeşitli sakıncalardan dolayı gelip gitmekten men olunmaları her ne kadar bir gereklilik ise de içinde bulunulan şartlar yüzünden bunların açıktan men edilmeleri uygun düşmeyeceğinden Osmanlı Devleti tarafından birkaç vapur tedarik edilmek suretiyle bunların daha fazla ticaret ve yarar sağlamalarının önüne geçilmesine karar verilerek iki adet ticaret vapuru tayin olunmuş; fakat bu iki vapur ile istenen sonuç elde edilemediğinden yeni baştan iki vapur daha tedarik etme gereği ortaya çıkmıştı. Ancak bu vapurlar Fransa, İngiltere veya diğer yerlerden satın alma yoluyla tedarik edildikleri takdirde çok pahalıya mal olup, aletleri İngiltere’den getirilerek burada inşa edildikleri takdirde daha ucuza mal edilecekleri aşikâr bulunduğundan; bu gemileri inşa etmekle devletli Müşir Paşa hazretlerinin –kendisinin aslî görevi veya Kaptan Paşa Kaymakamlığı görevi veya taşrada bulunması ile bağlantılı olmaksızın kendi zatının– ve Gümrük Emini Tahir Bey’in görevlendirilmeleri ve söz konusu aletlerin kontrat ve İngiltere’den getirtilme işlerinin de yine onlar tarafından yapılması hususlarında yüce Padişah emri (irade-i seniyye) çıkmıştır. Bu itibarla, Padişah emrinin suretinin Zatıalinizin buyuruldu yazısı ile kendilerine bildirilerek gereğinin yapılması konusunda ferman siz efendimindir.

HAT, 1267/49040-B

Osmanlı sahillerine ve İstanbul halicine gelen yabancı vapurlara karşı işletmeye sokulacak vapurların hazır satınalma yoluyla değil montaj inşa yoluyla tedariki

Osmanlı ülkesinde oturma izni olan yabancılara ait vapur gemilerinin Osmanlı sahillerine ve İstanbul halicine gelmelerindeki sakıncalardan dolayı bunların engellenmesi amacıyla işletilmeye başlanılan iki vapurun yeterli olamadığı ve bunlara iki vapurun daha ilave edilmesi gerektiği, ancak bunların aletlerinin İngiltere’den getirtilip burada inşa edilmelerinin İngiltere, Fransa veya diğer yerlerden hazır olarak satın alınmalarına göre daha ucuza mal edilecekleri aşikâr olduğundan Kaptan Paşa Kaymakamı ile Gümrük Emini Tahir Bey’in bunların inşası ve aletlerinin getirtilmesi ile görevlendirildikleri.

Nisan 1837

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

Yüksek himmet ve cömertlik sahibi devletli, şefkatli efendim hazretleri

Zatıalinizin malumları olduğu üzere ihsanı bol yüce Padişahımız efendimizin sayelerinde Aynalıkavak sahasında bu defa yeni olarak inşa buyurulmuş olan vapur gemisi, Padişah hazretlerinin lütfedip vermeyi layık gördükleri yüksek izin ve müsaadeleriyle, devletli Serasker Paşa, Nafi z Paşa ve Hasib Paşa hazretleri ve değerli Muavin Bey ve Müsteşar efendiler kulları ile bu acizleri tarafından dün Tersâne-i Âmire’ye gidilerek görülüp temaşa olunmuştur. Gemi sağlamlık, biçim ve dış görünüş bakımından gerçekten nefi s ve benzersizdir. Özellikle yüce Allah’ın lütfuyla Padişah hazretlerinin sayesinde her bir alet ve edevatı da tamamlandıktan sonra pek muntazam olacağı şimdiden ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu sebeple yüce Padişah hazretlerinin ömür, afi yet ve ikbalinin artması, şan, şevket, saltanat ve yüceliğinin çoğalması duası hatırlanıp dua ve zikirlerimize ilave edilerek herkes tarafından teşekkür görevinin edasına başlanmıştır. Bu şekilde biz acizlerin kalplerinde ortaya çıkmış bulunan sonsuz sevinç, övünç ve Padişah hazretleri için yapılması üzerimize bir borç olan duaları tekrar ederek döndük. Bizlerin bu teşekkür ve övünçlerimizi arz ve ifadeye cesaret et iğimizi uygun bir vakit e kendilerinin mübarek eşiklerine bildirmeye himmet buyurmanız temennisiyle bu tezkire bendeniz tarafından yazılmıştır efendim.

M.

Daimî kölenizin maruzatı şudur ki:

Zatıalinizin bu teşekkürnamesi Halife hazretlerinin felekler kadar yüce eşiğine arz ve takdim kılınmış ve şefkati bol Padişah hazretleri tarafından görülmüştür. Kendilerinin bu gibi değerli eserlerinin görülüp incelenmesi için vermeyi layık gördüğü iznin, ihsana şükreden kulları haklarında bir lütuf ve inayet, şeref ve övünç vesilesi, bu şekilde teşekkür ve övgü görevini yerine getirmenin de kulluğun bir gereği olduğu ve biz acizlerin Padişah hazretlerinin ömür, şevket ve ikbalinin sürmesi için yapmakla yükümlü olduğumuz dua ve her an Padişah hazretlerinin güzel muvaff akiyetler göstermesi temenni vazifeleri tekrar tekrar yerine getirilip anılmıştır. Malumunuz olduğunda emir ve himmet siz efendimindir.

HAT, 577/28287

Sadrazam’ın Aynalıkavak’ta inşa olunan vapuru gördükten sonra duyduğu memnuniyeti Padişaha arz etmesi

Sadrazam’ın; Padişah hazretlerinin vermeye layık gördüğü yüksek izin sayesinde, beraberinde Serasker Paşa, Nafi z Paşa, Hasip Paşa, Muavin Bey ve Müsteşar efendiler olduğu halde Tersâne-i Âmire’ye gidip Aynalıkavak’ta inşa olunan vapur gemisini gördükleri ve sağlamlık, biçim ve dış görünüm bakımından fevkalade nefi s ve eşsiz buldukları, diğer alet ve edevatı da tamamlandıktan sonra pek muntazam olacağının şimdiden belli olduğu ve bu eserinden dolayı Padişah’a bol bol dua ettiklerine dair Padişahlık Makamına sunduğu arz tezkiresi ile Padişah’ın bu teşekkür yazısını gördüğüne dair Makamdan yazılan cevap.

Mart 1838

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

tamamen alıkonulacaktır.

Bu Osmanlı vapurunun gerek İstanbul’dan hareketinde ve gerek Osmanlı Devleti sahillerindeki iskelelere varıp dönüşünde [uğradığı] yerlerdeki yolcu ve yükler öncelikle bu vapura bindirilecek ve yüklenecek; yükü tamam olmadan başka vapur ve gemilere yolcu ve yük konulmayacak; her bakımdan diğer gemilerden üstün (müstesna) olacaktır.

Elde et iği kâr (ticaret) Tersâne-i Âmire Hazinesi’ne ait olacak; ‘Beylik vapurdur.’ diye içine hiçbir yerden angar a ve zorlama suretiyle adam ve eşya yüklenmesi teklif olunmayacaktır.

İstanbul’dan ve İzmir’den hareket edeceği günler ve saatler kararlaştırılıp herkese ilan olunacak ve daha sonra herhangi bir durum ve sebepten dolayı, belirlenmiş olan vakitlerinin değiştirilmesini gerektirecek durumlar meydana getirilmeyecektir.

Devlete ait ticaret gemileri nizamında olduğu gibi bir yerden bir yere nakledeceği her türlü ürün ve ticarî mallardan: Sermayesi devlete ait yüklerden yüzde üç hesabıyla; Müslüman tüccarların veya ahalinin ücreti verilerek yüklenmiş olan mallarından ise tarifelerinin dört e birleri indirilerek gümrük resmi alınacak; ancak bu resm sadece sat ıkları veya satın aldıkları yerde bir defa ödenecek ve sahiplerinin aldıkları ödendiğini gösterir belgeler (tezkire) her bir geçiş noktasında geçerli olacaktır. Gerek Boğaz geçişinde ve gerek İstanbul halicinden Akdeniz (Bahr-i Sefi d) iskelelerine gidiş ve gelişinde, kısaca geçtiği ve uğradığı yerlerdeki ve geçitlerdeki gümrükçüler ve çalışanlar tarafl arından fazla ve müker er gümrük [resmi], gümrük izinnamesi, gümrük harcı, masdariye, reftiye, vürudiye ve avaid adları altında veya başka adlarla herhangi bir para talep olunmayacaktır. Bir biçimde fazla alındığı haber verilir ise geriye alıverilecektir.

Devlete ait ticaret gemilerine her bir seferinde izn-i sefi ne fermanı verilmekte ise de işbu Osmanlı vapuru için izn-i sefi ne fermanı verilmesine gerek olmayacaktır.

Sah. Buyuruldu.

Resid. Kaydedildi.

Istabl-ı Âmire Müdürlüğü pâyesiyle İzmir Voyvodası ve İhtisab Nazırı olan Hüseyin Bey’e ve İzmir Kadısına ve Gümrük Memurlarına Emir

Tersâne-i Âmire’de inşa olunan vapur gemilerinden şu anda hazırlanmış olan Peyk-i Şevket isimli vapurun ticaret amacıyla İzmir İskelesi’ne gelip gitmesi (amed şüd et irilmesi) uygun görülmüş ve şu anda Kaptanıder a olan Vezirim Fevzi Ahmed Paşa tarafından sunulan yazıda (takrir) [bu konuda şu düzenlemelerin yapılması öngörülmüştür]:

“Bu geminin geliş gidişinde alacağı yolcular, oybirliği ile kurulmuş olan Liman Nizamına ve Osmanlı ülkesinde yaşayan yabancı (müstemen) tacirlerin işlemekte olan vapurları usulüne göre alınacak ve eğer içlerinde bu nizama aykırı olarak elinde belgesi olmayan (tezkiresiz) yolcu bulunur ise derhal dışarı çıkarılacak ve bu kişi kaçak demek olacağından, ödediği vapur ücreti, adı geçen geminin yol ücretinin (navl) eksilmesine sebep olmamak için, çıkarılmasından dolayı kendisine geri verilmeyip

Peyk-i Şevket Ticaret Vapurunun İstanbul-İzmir hattında işletmeye konulması ve tâbi olacağı esaslar

Tersâne-i Âmire’de inşa olunan ve İstanbul ile İzmir İskelesi arasında işletilmesi uygun görülen Peyk-i Şevket isimli vapurun yük ve yolcu taşımacılığında tabi olacağı esaslar, elde edeceği gelirin Tersane Hazinesi’ne ait olması, sefer gün ve saatlerinin belirlenmesi, taşıdığı mallardan alınacak gümrük resmi ve sefer belgesinden muafi yetine dair Kaptanıderya Vezir Fevzi Ahmet Paşa tarafından hazırlanıp Padişah’ın onayından geçen düzenlemenin ilgili mercilere tebliği için gönderilen ferman.

15-24 Mayıs 1839

OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ

YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞ

Bütün bu hususlar Divan-ı Hümayun Kalemi’ne kaydolunacak ve Liman Odası’na, İhtisab, Gümrük ve Tersâne-i Âmire [idareleri] tarafl arına ilmühaberleri verilecek; ayrıca tüm bu şartların yazılı olduğu fermanlarım siz yukarıda yazılı olan Voyvoda, Kadı ve Gümrük memurlarına ve Akdeniz Boğazı’ndaki ilgililere hitaben ayrı ayrı yazılıp gönderilecektir.”

Tüm bu hususların bu şekilde düzenlenip yürürlüğe konulması benim tarafımdan da emir (irade-i seniyye) buyurulmuştur. Bu konudaki Padişahlık emrimin yüce gereği olarak adı geçen Boğaz’a ayrıca fermanım çıkarılmış ve anılan yerlere ilmühaberleri yazılıp gönderilmiştir. Bu sebeple sizlere de, açıklandığı şekilde hareket etmeniz için Divan-ı Hümayunumdan işbu emrim yazılıp gönderilmiştir. Bu itibarla; sizler de bu durumu ilgili ve gerekli olanlara anlatasınız ve bu fermanımda yer alan hususların tam olarak uygulanmasının benim emrimin gereği olduğunu ve buna aykırı hareket ve durumların ortaya çıkmasının hiç bir şekilde makbul olmadığını bilesiniz ve hep birlikte yukarıda yazılı olduğu şekilde hareket etmeye gayret edesiniz; bunun dışına çıkmaktan kaçınasınız.

1-10 Rebiülevvel 1255

Sah. Buyuruldu.

Resid.

Bu fermanın bir sureti aynen; Asakir-i Muntazama-i Şahane kumandanlarından (ferik) Biga Sancağı Mutasar ıfı ve Akdeniz Boğazı Muhafızı el-Hâc Ali Paşa’ya, Boğaz Hisarları nâiblerine, dizdarlara ve Gümrük Emini’ne gönderilmiştir.

C.BH, 122/5922

Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar