Ulaşım & mühendislik
KIZILIRMAK NEHRİ TAŞIMACILIK PROJESİ
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlaşan demiryolu taşımacılığına kadar en masrafsız ve kolay ulaştırma yolu kuşkusuz su-deniz yolu olarak görülmüştür. Bu nedenle Osmanlılar 16. yüzyıl boyunca suyollarından daha etkili faydalanmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundular. Don-Volga nehirleri arasını bir kanal ile bağlama, yine Akdeniz ile Kızıldeniz’i kısa yoldan açılacak Süveyş Kanalı ile birleştirme fi krinin hep bu arayışların sonucu ortaya çıktığını, aynı yüzyılda başka bir kanal açma girişiminin de Sakarya Nehri ile Sapanca Gölü’nün kullanılarak Karadeniz’den Marmara Denizi’ne gemilerle ulaşımın sağlanabileceği bir suyolu açılması olarak gündeme geldiğini yukarılarda belirtmiştik.
1847 yılında yine benzer bir proje bu sefer
Kızılırmak Nehri için gündeme geldi. Gümüşkân Madeni (Keskin) Eski Müdürü Ahmed Ağa; Kızılırmak’ta nakliye amaçlı kayık işletmeciliği yapıldığı takdirde nehir çevresindeki bölgelerde yetişen tarım ürünleri, kereste vs. ticarî malların naklinde birçok kolaylıklar sağlanacağı ve çok miktarda gelir elde edileceğine dair hazırladığı ve ayrıntılarını Kızılırmak ve çevresine ait çizmiş olduğu harita üzerinde yazılı olarak gösterdiği proje ile Sadarete başvurdu. Kendisini; silahşörlük rütbesi ile uzun müddet memuriyette bulunmuş, Rusya, Purusya, Nemçe, Venedik ve İran ülkelerinde sefâretle dolaşırken “hezar-malumat” kazanmış birisi olarak tanı-
tıyordu.1 Hezarfen lakabı gibi bir anlam ifade eden bu tabir “çok bilgili” demekti.
Daha önce idarecisi olduğu Gümüşkan Ma-
“Hezâr-Malumat” Ahmet Ağa’nın gerçekleştiremediği
Kızılırmak nehri taşımacılık projesi
1 BOA.MVL, 18/24.5/90.
1848
deni’ne komşu olan Kızılırmak Nehri’nin doğduğu yerden Karadeniz’e döküldüğü yere kadar incelemelerde bulunmuş ve güzergâhın ayrıntılı bir haritasını da çizmişti. Başlangıçta yirmi kayık, üç yerde ambar ve görevlilerin kalması için birkaç bina inşasıyla kayıkçıların geçeceği bazı yerlerde yedek yollar yapılması yetecekti. Öncelikle yapılacak bu işlerin masrafı için sekiz yüz kese kadar bir para gerekmekteydi. Eğer proje onaylanır da işletmeye başlarsa elde edilecek gelirlerle yapılan masraflar karşılanacaktı. Masraflar çıktıktan sonra hazineye yıllık beş bin kese gelir sağlanacağını da taahhüt ediyordu.
Eğer projesi gerçekleşirse birçok faydaları görülecekti. Bunlardan birisi Çankırı ve Sungurlu kazalarında bulunan tuzlalardaki kaya tuzlarının İstanbul’un ihtiyacından fazla olanı
Karadeniz sahillerine ve diğer yerlere satıldığı takdirde yıllık bin kese gelir elde edilebilecekti.
Diğer tarafan yıllık on yük zahire Sinop Limanı’na en kolay bir şekilde nakledilip depolandığında oldukça iyi bir ticaret yapılmış
olacaktı. Bozok (Yozgat) yöresinden Samsun İskelesi’ne zahirenin her bir kilesi sekizer kuruş ücretle naklettirilmektedir. Sinop İskelesi’ne adı geçen nehirden ikişer kuruş navlun ile naklolunduğunda her bir kilede altışar kuruş kâr elde edilmesi mümkün olacaktır.
Yine bu yolla Osmanlı Devleti’nin gemilerinin ihtiyacı olan kerestenin Sinop İskelesi’ne nakli hem daha az masrafla hem de daha kolay bir şekilde yapılacaktır.
Boyabat, Tosya ve civar kazalarda üretilen pirinç ile Kayseri’ye varıncaya kadar adı geçen
nehrin sağ ve sol taraflarında üretilen yağ, bal ve çeşitli zahirelerin naklinde her bakımdan birçok faydalar sağlanabilecektir.
Ahmet Ağa’nın projesi incelenmek üzere Meclis-i Ziraate havale edildi. Meclis de Ahmet Ağa’yı çağırarak yapmayı vaat ettiği şeyleri sorguladı. Nehirde büyük kayıklar kullanmak mümkün olmadığından, gayet hafif kayıklar yapılarak kullanılacağını anlattı. Nehirde bulunan bazı taşlar sökülecekti. Dar ve sığ bulunan yerlerin genişletilip derinleştirilmesi gerekiyordu. Bazı yerlerde de karadan yedek çekmek için yol açılması lazımdı. Fakat öncelikle örnek olarak üç beş kayık inşasıyla nehir civarında bulunan kazalardan bazı zahire ve tuz, kurşun gibi şeyler Karadeniz sahiline nakil edilerek işin olabilirliğini herkese gösterecekti. Bu örnek kısmı
da seksen bin kuruş masrafla olabilecekti.
Fakat Meclisin edindiği bilgilere göre nehrin açılıp düzenlenmesi işi hayli güç ve masraflı idi. Ahmet Ağa’nın ifadelerinden projenin; şimdilik örnek olarak üç beş kayık yapılarak nehrin
imkan verdiği yere kadar bunların gidip gelmesi ve o yol ile Karadeniz sahiline bazı eşyaların naklinden ibaret olduğu anlaşılmıştı. Ahmet Ağa’nın asıl maksadının ise Padişahı ikna edip nehrin temizlenip açılmasıyla yukarıda sayılan faydaların sağlanması olduğu ortaya çıkmıştı. Eğer nehrin bazı yerleri düzeltilip, içerisindeki büyük taşlar çıkartıldığı takdirde kereste ve zahire nakline imkân vereceği, bu yolla o havali dağlarında bulunan pek çok kereste ve madenler ile yolcular kolaylıkla sahile nakledilebilecekti.
KIZILIRMAK NEHRİ TAŞIMACILIK PROJESİ
Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü yerin de iskele yapımına uygun olduğu eski Kastamonu valisi Mustafa Paşa tarafından ifade olunmuştu. Bunun tek seferde yapılması bayağı külfetli olacağından kısım kısım yapılması daha uygundu. Bunun için de öncelikle bu işten anlayan bir mühendisin gönderilip açılması ve düzeltilmesi gereken yerlerin tespit edilmesi lazımdı. Böylece yapılacak masraflar ile ne şekilde yapılmasının uygun olabileceği ortaya çıkacaktı. Mevsim de suların az olduğu bir zamana denk geldiğinden, Kastamonu valisi Bekir Paşa da şu sıralar o taraflara gideceğinden hemen görevlendirilecek mühendisin Paşa ile gönderilmesi, kolaylıkla nasıl düzenlenir, bunun için neler gereklidir araştırılıp Meclise bildirilmesi kararlaştırılmıştı.
Ziraat Meclisinin kararı doğrultusunda keşif için bir mühendis görevlendirilmediği Ahmet Ağa’nın çizdiği haritayı ekleyerek bir kez daha arzuhal vermesinden anlaşılıyor. Bu defa arzuhali Meclis-i Vala’ya havale olundu. Mec-
lis-i Vala da kendisini çağırarak tasarısı hakkında bilgi aldı. Ama bir kanaate varamadı. Konu daha önce Meclis-i Ziraat’te görüşüldüğü için bu meclisin kararı doğrultusunda ne yapılması isteniyorsa ona göre karar verilmesi için konuyu tekrar Sadaret’e havale etti.
Konu tekrar Meclis-i Ziraat’e gönderildi. Ahmet Ağa yine meclise çağrıldı ve sorgulandı. İfadesi aşağı yukarı öncekinin aynı idi. Fakat bu sefer talep ettiği seksen bin kuruş için kefil olarak sarraf Goncagüloğlu Karabet’i Meclise getirmişti. Eğer Ahmet Ağa’nın isteği kabul
edilecekse Hazinece taahhüt senedi alınarak gereğinin yapılması uygun bulundu. Fakat 28 Aralık 1847’de evrakın arkasına düşülen notta “icra-yı iktizasına evvel-i baharda ibtidar olunmak üzere şimdilik tevkif” (gereği ilkbaharda yapılmak üzere şimdilik durması) notu düşülerek evrakın arşive kaldırıldığını görüyoruz.2
1848 yılı haziranında Ahmet Ağa bir kez daha dilekçe verdi. İlkbaharda gereği yapılacağı söylenmesine ve ilkbahar da geçmiş olmasına rağmen henüz bir şey yapılmadığını belirtmekteydi. Tekrar, projesi gerçekleştiği takdirde Hazinenin sağlayacağı faydaları saydı. Eğer kabul edilmiyor ise kumpanya usulüyle bir kaç kişi olarak bu işi yapmaya teşebbüs edileceğini, fakat projeden elde edilecek gelirin beşte birinin Hazineye geri kalanın ise kumpanya
ortaklarına ve sonrasında çocuklarına intikal edebilmesi için ellerine birer berat verilmesini istemekteydi. Bu başvurunun da arşivin tozlu rafları arasına kaldırıldığını yapılan bir faaliyet bulunmamasından anlayabilmekteyiz.3 Kızılır-
mak Nehri projesi gerçekleşmediyse de bugün Ahmet Ağa’nın hazırladığı elimizdeki görselin güzelliğine ve ayrıntılarına bakıp geçmişi ve kendisini hayırla yâd edebiliyoruz.4
2 BOA.MVL, 18/24-6. 3 BOA.A.DVN, 37/39. 4 Projenin görseli için bkz. BOA.HRT.h, 144.
OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ
Resim 1 “Hezâr-Malumat”
Ahmet Ağa’nın gerçekleştiremediği
Kızılırmak nehri taşımacılık projesi
KIZILIRMAK NEHRİ TAŞIMACILIK PROJESİ
Memleketin imarı ve halkın refahı niyetiyle çıkarılmış olan Tanzimat fermanında sadık kulların bilgilerini ortaya koymasına müsaade buyurulduğundan, kulunuzun bu layihası da, bu konuda sahip olduğum malumatı sadakat ve kulluğuma bir numune olmak üzere ortaya koymak içindir.
Daha önce idarecisi olduğum Gümüşkân Madeni’ne komşu olan Kızılırmak isimli büyük nehrin doğduğu yerden Karadeniz’de döküldüğü yere kadar bizzat keşfi yapılarak tesviyesi hususunda adı geçen nehrin gerektiği şekilde yer ve mevkilerini gösterir resmi çizilmiş ve tarafınızdan görülüp incelendiğinde malumunuz olacağı üzere 6 maddede açıklanan faydalar ve keşif masrafl arı yazılmıştır. Buna göre şimdilik yirmi kayık, üç yerde anbar ve görevlilerin kalması için birkaç bina inşa edilmesi ve kayıkçıların geçeceği bazı yerlerde yedek yollarının tesviyesi sekiz yüz kese olarak keşif ve tahmin olunmuştur.
Şayet Padişah hazretlerinin bütün âleme bolca verilen nimetleri bu husus için de layık görülürse, zahire ve diğer ticarî malların naklinde kolaylık olacağı çok açık olduğundan, şayet tesviyesi bu aciz kulunuza ihale buyurulursa inşallah bütün gücüm sarf olunacak, fakir ve zayıfl ara herhangi bir zarar ve rahatsızlık verilmeyecektir. Padişah hazretlerinin sayesinde hizmet etmek kulluk görevim olduğu için şimdilik Maliye Hazinesi’nden mas-
rafl ar için para istenmeyecektir. İhtiyacım olan sadece Padişah hazretlerinin teveccühlerine layık görülmemdir. Şayet bu olursa bu işin tamamen uygulamaya konulması neticesinde elde edilecek gelirlerden (temet uat), yaptığımız masrafl ar mahsup edilecektir. Masrafl ar çıktıktan sonra Padişah’ın Hazinesi’ne (Hazine-i Hassa-i Hümayun) yıllık kesin olarak belirlenmiş beş bin kese gelir ödenmesi kulunuz tarafından taahhüt olunur. Ancak merkez olarak kullanılmak üzere bir mahal tahsis buyurulması emrinize bağlıdır.
Bu nehrin tesviyesinde sonu olmayan büyük menfaatler olduğuna ve nice hayırlı eserlere emsal teşkil edeceğine eminim. Bu gibi hayırlı işleri söylemek kulluğumun gereği olarak vazifem olduğundan, haddim olmayarak bu layihamın tesviyesine cüret edildi.
Kulunuz
Ahmed Maden Eski Müdürü [Söz konusu 6 madde]
1- Çankırı ve Sungurlu kazalarında bulunan tuzlalardaki kaya tuzlarının İstanbul’un ihtiyacından fazla olanı Karadeniz sahillerine ve diğer yerlere satıldığı takdirde yıllık bin kese gelir elde edileceğini taahhüt ederim. (Eflak tarafından gelen tuzdan daha kaliteli olan bu tuzun her bir kıyyesi kârı ile beraber on beşer para fi yatla İstanbul’a teslim olunacaktır.)
2- Çeşitli cins zahirelerden yıllık on yük zahire Sinop Limanı’na en kolay bir şekilde nakledilip depolandığında nihayetsiz bir kâr (ticaret) edilecektir. (Bozok (Yozgat) yöresinden Samsun İskelesi’ne zahirenin her bir İstanbulî keyli sekizer kuruş ücretle naklet irilmektedir. Sinop İskelesi’ne adı geçen nehirden ikişer kuruş navlun ile naklolunduğunda her bir kilede altışar kuruş kâr olacaktır. Daha birçok faydalar da adı geçen nehrin akışı sırasında malum olacaktır.)
3- Osmanlı Devleti’nin gemilerinin ihtiyacı olan kerestenin Sinop İskelesi’ne nakli hem daha az masrafl a hem de daha kolay bir şekilde yapılacaktır.
4- Boyabad, Tosya ve Cidar kazalarında üretilen pirinç
Gümüşkân madeni eski müdürü Ahmed’in Kızılırmak’ta kayık işletme projesi
Gümüşkân Madeni Eski Müdürü Ahmed’in; Kızılırmak’ta nakliye amaçlı kayık işletmeciliği yapıldığı takdirde nehir çevresindeki bölgelerde yetişen tarım ürünleri, kereste vs. ticarî malların naklinde birçok kolaylıklar sağlanacağı ve çok miktarda gelir elde edileceğine dair hazırladığı ve ayrıntılarını Kızılırmak ve çevresine ait çizmiş olduğu harita üzerinde yazılı olarak gösterdiği proje.
30 Eylül 1848
OSMANLI’DA İNOVASYON GİRİŞİMLERİ
ile Kayseri’ye varıncaya kadar adı geçen nehrin sağ ve sol tarafl arında üretilen yağ, bal ve çeşitli zahirelerin naklinde her bakımdan birçok faydalar sağlanacağı çok açıktır.
5- Adı geçen nehrin doğu tarafındaki Zeytin kazası ile batı tarafındaki Durağan kazası arazilerinde bol miktarda zeytin ağaçları olup eskiden beri bunlara itibar olunmamıştır. Orman arasında kalmış olan çeşitli ağaçlar kesilip temizlendiğinde birçok faydalar ortaya çıkacaktır.
6- Adı geçen nehrin sağında ve solunda bulunan tarıma elverişli çok miktardaki boş arazide tarım yapılması için suya ihtiyaç bulunmaktadır. Adı geçen nehirden bent ile su getirildiği takdirde hesaba sığmayacak derecede gelir (nema) elde edilecektir.
[Harita üzerinde verilen bazı bilgiler ve projesi belirtilen yerler]
Böyle bir hususun benzeri görülmediğinden herkese zor gelecektir. Fakat Gürcistan tarafındaki Çoruh nehri gayet tehlikeli ve çok hızlı akmakta olmasına rağmen şu kadar kayık çalışmaktadır ve bu kayıklar başka bir şekilde inşa olunmuştur. Çoruh Irmağı’na göre Kızılırmak göl gibi kaldığından Kızılırmak’ta kayık işlemesi zor bir şey değildir. Söz konusu yerden beş on tane kayıkçı getirilerek Allah’ın izniyle Karadeniz’den Kayseri’ye, Kayseri’den Sivas’a kadar bu nehirde kayık işlemesini taahhüt ederim.
Haritada bu nehir üzerindeki bazı yerlere konulmuş olan noktalar nehirdeki taşları göstermektedir.
Sivas Köprüsü: İşbu Sivas Köprüsü’ne kadar kayık çıkarılmasını taahhüt ederim.
Delice Nehri: Bahar mevsiminde on dört saatlik yere kadar kayık gidebilir.
Kızık Köyü: Bu köy Çankırı ve Bozok iskele yeridir.
Gökırmak diğer adı Çeltik Nehri: Bu nehirde bahar mevsiminde Taşköprü’ye kadar kayık işleyebilir. [Bu nehrin kenarından Gerze’ye doğru uzanan] ve Elik Dağı deni-
len dağ Osmanlı Devleti’nin gemilerinin ihtiyacı olan kerestelerin kaynağı olduğundan bu nehir üzerinden bu keresteler az bir masraf ile Sinop Limanı’na kolaylıkla nakledilebilir.
Durağan kazasında çok miktarda zeytin ağaçları vardır.
Amasya’ya bağlı Zeytin kazasında zeytin ağaçları vardır.
Kapıkaya, Kunduz dağı, Dağdaşan dağı: [Kunduz] Dağının karşısındaki Vezirköprü ve Zeytin kazalarının yüksek dağ kesimleri kereste yerleridir. Vezirköprü ile Bafra arasındaki Kapıkaya denilen yer kereste kaynağıdır. Ayrıca bu dağ içerisinde Kapıkaya civarında çok miktarda bakır madeni olduğundan vaktiyle Osmanlı Devleti’nden gizlenip kapatılmıştır.
Bu nehrin Karadeniz önünden Sivas’a kadar saatleri şöyledir:
Karadeniz-Bafra 4 saat Bafra-Boyabad İskelesi 12 saat Boyabad-Kargı 11 saat Kargı-Osmancık Köprüsü 10 saat Osmancık-Kula köyü 18 saat [Toplam] 55 saat
Kula-Kalecik 9 saat Kalecik-Yahşihan 5 saat Yahşihan-Çaşnigir Köprüsü 7 saat Çaşnigir Köprüsü-Kırşehir İskelesi 14 saat Kırşehir-Nevşehir İskelesi’nin yapılacağı Yarabosun(?) 12 saat Yarabosun(?)-Kayseri İskelesi’nin yapılacağı Yalnızgöz Köprüsü 15 saat [Toplam] 117 saat
Yalnızgöz Köprüsü-Sivas şehri Köprüsü 40 saat [Toplam] 157 saat
Kızılırmağın denizdeki ağzından Sinop Limanı karadan kırk dört, denizden yirmi iki; Samsun kasabası elli dört mildir.
HRT.h, 144
Kaynak: Türklerde İnovasyon — Buluş ve Arayışlar

